tarafından soruldu

Güzel şeyler paylaşmak isterdim ama bugün size acı bir hikaye anlatmak zorundayım. Uzun bir akış (flood) olacak. Hikayemizin kahramanları gerçek, olaylar gerçek, belgeler gerçek. Dolayısıyla hiç yorum katmadan dümdüz bir anlatım olacak ve belgelerle desteklenecek.

Amacım mağdur edebiyatı yapmak değil, hukuki yardım isteği değil, kimseyi ya da hiçbir kurumu karalamak değil. Artık içimde yaşamaktan yorulduğum bir sürecin direkt anlatımı, bir iç dökme çabası, paylaşma ihtiyacı. Hiçbir kişisel menfaat gözetmeden yazıyorum.

2018 yılı Temmuz ayındayız. Bir boşanma davası esnasında uzmanlar müşterek küçük çocukla görüşür. Çocuk o sırada geçici velayetle annesinde kalmaktadır; 11/07/2018 günü pedagog ve sosyal çalışmacıya “babasında yaşamak istediğini, ANNESİNİN BAZEN KENDİSİNİ DÖVDÜĞÜNÜ” söyler.


Pedagog ve sosyal çalışmacı, hazırladıkları raporun değerlendirme ve sonuç kısmında “…çocuğun anne yanında yaşamasının, çocuğun bedeni, fikri ve ahlaki gelişimine engel olacağı yönünde HERHANGİ BİR BULGUNUN OLMADIĞI…”

“…çocuğun annesi ile yaşamasında SAKINCA DOĞURACAK BİR VERİYE RASTLANMADIĞINI” ve hatta anne ile yaşamasının gelişimine olumlu katkı yapacağının düşünüldüğünü yazarlar.


Boşanma davası sürmektedir. Tarih : 19 Temmuz 2018 Yer : Aile Mahkemesi Duruşma Salonu

Çocuk burada, yeni taşındıkları ile ve okuluna alışamadığını, okula gidip gelirken tedirgin olduğunu, korktuğunu, kaçırılmaktan endişe ettiğini, evde yalnız kaldığını kapıcının annesi yokken eve girip çıktığını, annesinin kendisini YERLERDE SÜRÜKLEDİĞİNİ, kendisine SÜREKLİ KIZDIĞINI, boşanma durumunda babasının yanında kalmak istediğini sayın hakimin önünde net bir şekilde ifade etmiştir.

Sorulara net ve mantıklı cevap verdiği baskı altında olmadığı hem uzman hem de mahkeme heyeti tarafından kayıt altına alınmıştır. Tedbiren velayetin bu şartlarda davacı babaya verilmesi mümkün gözükmektedir ve talep edilmiştir.


El-cevap : Gereği Düşünüldü. TALEBİN REDDİNE!

 

Karar, bu ifadeyi veren çocuğun 10 gün sonra annesine teslim edilmesi anlamına gelmektedir. Çocuk 10 yaşındadır, mantıklı ve gelişkindir, babasıyla kalmak istemektedir ancak talep reddedilmiştir. 31 Temmuz 2018 günü çocuk baba tarafından anneye teslim edilecektir.

İtirazlar fayda etmez. Her gün anne tarafından çocuğa “Gelince sana bir sürprizim var.” telefonları edilmeye başlanır. Aba altından sopa gösterilir ancak mahkeme kararı açıktır. Talebin Reddine = Çocuğun anneye teslimine !

Tarih : 31 Temmuz 2018 -Teslim. Çocuk annesinin arabasına biner; bir süre gidildikten sonra anne bağırıp çağırmaya başlar. Çocuk başına gelecekleri anlar. Kolundaki akıllı saatten babasını arayıp “Beni Kurtar” der, telefon konuşması kesilir. Babayla bağlantı koparılır.

Anne arabayı durdurur, saati çocuğun kolundan almak için bileğini büker, onu hırpalar ve saatin kordonu kopar. Çocuk arabadan asfaltın üzerine düşer. Arabaya tekrar ve zorla bindirilir, hareket edilir. Baba 155’i arar, polisten yardım ister.

Polis nezaretinde buluşulur, hastaneye gidilir. Çocuğun sağ bileği bükük, iki kolu bilekten omuza kadar morluk içindedir. Darp raporu alınır ve ifade vermek için karakola gidilir. Darp raporu, ifadeler ve fotoğraflar burada paylaşmak istemeyeceğim kadar içler acısıdır.

Çocuk annesinden davacı ve şikayetçi olur ve ifadelerin ardından ANNESİNE TESLİM EDİLİR. Çünkü tarih 31 Temmuz’dur. Babayla geçirilecek vakit dolmuştur. Geçici velayet annededir. ÇOCUK KENDİSİNİ DARP EDEN, KASTEN YARALAYAN ANNESİNE TESLİM EDİLİR.

Tarih : 13/09/2018 – Olaylar Boşanma Davasının Görüldüğü Aile Mahkemesi Hakimine Anlatılıyor, Darp olayı anlatılmış, belgeler sunulmuş ve tedbiren velayetin değiştirilmesi yine açıkça ve çok haklı sebeplerle talep edilmiştir. Cevap???


Tarih : 19/10/2018, 31 Temmuz’dan beri karakoldan haber yok, savcılıktan haber yok. Dosya savcılığa intikal dahi etmemiş durumda henüz. CİMER’e yazıyorum, adeta isyan ediyorum. 80 gün az değil, nerede bu dosya, n’oldu bu şikayete?

Tarih : 21/11/2018 – Hızlanan Süreç. CİMER şikayetimin 3 gün sonra işleme alınması ile adliyeden arandım. “Biz bu olayın bu noktaya nasıl geldiğini anlayamadık? Tekrar anlatır mısınız?” sorusuna cevabım : “Vallahi ben de anlayamadım, o nedenle CİMER’e yazdım.”

Kısa süre sonra iddianame hazırlanır. OLASI KASITLA BASİT YARALAMA suçlaması açıktır. İfadeler, ADLİ MUAYENE RAPORU, şüphelinin inkara dayalı savunması, ilgili TCK maddeleri net! “Şüphelinin … CEZALANDIRILMASINA … karar verilmesi … talep ve iddia olunur.


Tarih : 15/05/2019 – İlk Duruşma Darp edildikten 9,5 ay sonra mağdur çocuğun mahkemede olması beklenmekte, onu darp eden şüpheli anne çocuğu duruşmaya getirecek. (Nasıl ama, muazzam değil mi?) Çocuk yok, çocuk okuldaymış. Eğitim hakkı tabii ki, engellenebilir mi?

(Duruşma sonrası kendisine sarılmak için gittiğim okulda ÇOCUĞUN OKULA O GÜN HİÇ GELMEDİĞİNİ öğreniyorum, çıldırmak üzereyim. Duruşma öncesi annenin tayini çıkmış, bu bilgi mahkemeden ve herkesten gizlenmiş. Çocuk son 1 ay hiç okula gitmiyor, diploması bile kargoyla yollanıyor.)

Şüpheli ifade veriyor, MEĞER ÇOCUK SAATİ KOLUNDAN ÇIKARMAYA ÇALIŞIRKEN KENDİ KENDİSİNİN KOLUNU ÇEKİP SAKATLAMIŞ. Ben şikayetçi olarak duruşma salonundayım. Çocuk yok, mağdur yok. “Mağdur okulda” deniyor. Duruşmada olmadığı kesin.

Çocuğun zaten uzun süredir şiddet görmekte olduğunu, bu olayın belgelenebilen ilk olay olduğunu anlatıyorum, ispatlıyorum, sakinim. Önceki ifadeler, olayın gelişimi, raporlar hepsi sayın hakimin önünde. “Lütfen kurtarın!” diyorum, adeta yalvarıyorum en son.

Sanırım işe yarıyor ki, ben ‘müşteki’den ‘katılan’a terfi ediyorum. “Şimdi gidin, 4 ay sonra gelin.” deniyor. Çocuğun mahkemede dinlenmesine ve iyiliği için kendisine KAYYUM ATANMASINA karar veriliyor. Şirket gibi; KAYYUMLU MAĞDUR.


09/09/2019 – İkinci Duruşma. Olayın üzerinden 13 ay geçti. Mağdur sayın hakime derdini anlatacak. Şüpheli de ortada yok, mağdur yok, kimse yok bu sefer. Hakim değişmiş, sunulan dilekçeler dışında bir şey yok. Şüpheli, mağdur ettiği mağduru yine getirmemiş duruşmaya.

Bir de şehir değiştirdiler ya iş nedeniyle. Bu yer değişikliği şüpheliye 4 ay daha kazandırıyor (şimdilik). Duruşma 15 Ocak 2020’ye erteleniyor. Çocuk hala kendisini olası kasıtla yaralayan annesinin yanında. MAĞDUR HALA ŞÜPHELİNİN YANINDA, TEK BAŞINA!


Tüm bu süreçte Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı maalesef hiç ortada yok. CİMER dosyası kendilerine de sevk edilmesine rağmen, YOKLAR! İki duruşmada da yoklar. Bilgileri var, müzekkere var ama onlar yoklar. Bilinsin isterim.

Şüphelinin 2017 yılında Hakaret ve Tehdit suçlarından ayrı ayrı iki kez hüküm giydiğini söylemiş miydim? Aile Mahkemesi’nin sayın hakiminin verdiği bu kararlardan sonra terfi aldığını, isteği üzerine tayininin çıktığını eklemiş miydim?

Şimdi lütfen bir anne düşünün, tehdit ve hakaretten hükümlü. Oğlunu dövüyor ama ispatlanamıyor. Sonra bir gün bunu alenen yapıyor, suçüstü olup (aylar sonra) hakim karşısına çıkıyor. Çocuğu mahkemeden fellik fellik kaçırıyor ve ifade vermesine engel oluyor.

Oğluyla yaşamaya hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Oğlu annesinde kalmak istemediğini defalarca resmi ifadelerde beyan etmesine rağmen, oğlunu elbiseleriyle duşa sokmaya, saatlerce odaya kilitlemeye devam etmesine rağmen kendisine göz yumuluyor. Tahayyül edebildiniz mi?

Çok uğraştım, elimden geleni yaptım. Gücüm bu kadarına yetti. Bana en çok sorulan soru, “Neden uğraşıyorsun bu kadar? Başka işin gücün yok mu? Bu çocuğun babası yok mu?”

Bu çocuğun babası var, hayatta ve sağlıklı ve oğlunu çok seviyor. Ona kavuşmayı dört gözle bekliyor. Hukuka güvendi, sabrediyor. 2016 yılından beri çabalıyor. Nereden mi biliyorum?

Çünkü bu çocuğun babası BENİM. Biricik oğlumun gözlerimin önünde, henüz 10 yaşında bunları yaşamasını izliyor, kahroluyor ve yine de sabrediyorum. Beklenen günün gelmesini ve adını bile buraya yazmaktan utandığım A.’nın hesap vermesini, artık oğluma kavuşmayı bekliyorum.

Bu arada, davacısı olduğum boşanma davası (burada konu etmek istemediğim pek çoklarıyla beraber) bunca olaya rağmen sayın hakimin takdiri ile 7 duruşma sonrasında reddedildi. Karar tarafımızdan istinafa götürüldü ve -- 10 AYDIR -- hakim atanması beklenmekte.

Tekraren; amacım mağdur edebiyatı yapmak değil, hukuki yardım isteği değil, kimseyi ya da hiçbir kurumu karalamak değil. İçimden taşanları yazdım. Adalet bir gün mutlaka tecelli edecek. Saygılarımla. ------ SON ------

    Cevabınız

    Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
    ...