tarafından soruldu
Al ah Zorluklarını Artırsın…

 Gençlerimizin ders çalışmayı sıkıcı olarak görüp, pes ederek hedeflerinden yavaş yavaş uzaklaşması okulla ilgili, meslek edinmeyle ilgili en büyük problemlerden biridir. Özellikle üniversite sınavının temposunda çoğu öğrencimiz istedikleri performansı gösteremiyorlar. Gençlerimiz sıkıntıya gelemiyor. Sıkılmak olacak. Çünkü zor bir sınav. Bir milyon üç yüz bin

öğrencinin girdiği üniversiteye giriş sınavında başarılı olmak kolay değil. Ama şuan Türkiye’nin çok değişik yerlerinde ben biliyorum ki on bir kardeş bir odanın içerisinde yatıyorlar. İmkânsızlıklar içerisindeler. Sabahın köründen kalkıp geç saatlere kadar evin ihtiyaçlarını ya da geçim sıkıntılarını karşılamak için çalışmak zorunda kalan gençlerimiz var ve bunlar günde üç yüz, dört yüz soru çözüyorlar.

 Üniversiteyi kazanmak için gayret gösteriyorlar ve o üniversiteyi kazanan gençlerle konuştuğumuz zaman içlerinde hiç de böyle babası fabrikatör olan bilmem şu, bu imkânlara sahip olan kişiler olmadıklarını görüyoruz. Hepsinin ayrı bir başarı öyküsü var. Hepsi çok büyük zorluklar içerisinde, sıkıntılar içerisinde başarıyı yakalamışlar. Yeter ki vazgeçmeyin.

Ne kadar çok zorluklar varsa bilin ki o kadar güzel başarılar var. Mevlevilerin dediği gibi; iki Mevlevi karşılaşınca birbirlerine; “Allah zorluklarını artırsın.” diyorlar. Şu başarı yolcuğunda ne kadar zorluk çıkarsa, ne kadar engel çıkarsa bilin ki o engelleri, o zorlukları aştıkça başarı sizin için çok daha kolay olacaktır.

Gövdeyi öldürenden çok ruhu öldürenden korkun. Ölümlerin en korkuncu; ruhun ölümüdür.

‘Eflatun’ Hayallerle başarılar nasıl doğru orantılı oluyor?

Hayal olmadan başarı olmuyor. Önce hayal kurmak zorundayız. Ama hayal kurarken ayakları yerden kesen hayaller değil. Sağlam, ayakları yere basan, gerçekten başaracağımıza inandığımız hayaller olacak. Yoksa benim de çok büyük hayallerim var. Ama bir bakıyorum; bunları başarabilir miyim? Başaramam. O zaman bilin ki bu bir hayal değildir. Buna da çok dikkat etmemiz gerekiyor. Bazı arkadaşlarımız güzel hayaller kuruyor. Ama bu hayaller, olmayacak hayaller oluyor.

Bir de geçmişimizi saplantı hâline getirmeyelim lütfen. Geçmişte bir başarısızlık var. Örneğin; liseye giriş sınavında bir başarısızlık var. Ama şimdi önünüzde üniversiteye giriş sınavı var. Ve geçmişteki başarısızlığınızı telafi etme imkânlarınız var. Bence geçmişteki başarısızlıklarınızı değil, geçmişteki başarısızlıklarınızdan çıkardığınız dersleri alın, o derslerden yola çıkın. Ve lütfen kafanızdaki başarısızlığı silip atın. Silmezseniz üniversite sınavı da sizin tarihinize başarısızlık olarak geçecektir. Hemen bu akşam geçmiş başarısızlıklarınızı silip atın.

Başlangıçta iyi bir derece yapıp en ufak bir başarısızlıkla kendinizden, hayallerinizden vazgeçmeyin. Bakıyorsunuz okula dereceyle girmiş. Ama bir başarısızlık gördüğünde hemen pes ediyor. Kendinize güvenin. Eğer geçmişte başarılarınız olduysa, demek ki muhteşem bir potansiyeliniz var. Demek ki istediğiniz zaman yapamayacağınız hiçbir şey yok. Ama bu süreçte sizin motivasyonunuzu, hedeflerinizi, aşkınızı, heyecanınızı kıran dış etkenler, bazı olumsuzlar olabilir. Sizi umutsuzluğa götüren duygu ve düşüncelerinizi bir düşünün. Bir gözden geçirin. Hani odanızı temizlemek için odanıza giriyorsunuz ya, kirlenen, çöpe atılması gerekenleri çöpe atıyorsunuz, silinmesi gerekenleri siliyorsunuz, tamir edilmesi gerekenleri tamir ediyorsunuz. Şöyle düşünce odanıza girin. Düşünce odanızda toz alınması gereken düşüncelerinizin tozunu alın, tamir edilmesi gerekenleri tamir edin. Artık bugüne kadar sizin mutsuz, başarısız olmanıza sebep olan kirli artık ne kadar varsa sağda solda, o olumsuz bütün düşünceleri, kirli düşünceleri, sizi başarısızlığa götüren bütün negatif düşünceleri gelin bu akşam çöpe atın. Düşünce odanızı kirden, tozdan arındırın…

Kendi sağlam hissi ölmüş, ruhu ölmüş milletin, işte en korkuncu hüsranın, felaketin, heybetin…

‘Mehmet Akif Ersoy’

Cevabınız

Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
...