tarafından soruldu
Davanı Büyük Tut ki, Sen de Büyüyesin…

 Görmez misin milleti, umut sende, göz sende, Herkes bir şey söyledi, kürsü sende, söz sende, Ufukta güneş dursun zamana bir düğüm at, İşte senin altında Fatih’te gördüğüm at, Kalemini hazırla, kılıcı çekme kından, Gönülleri fethetmek gaye bu son akından...

Nefer mi istiyorsun, sahralar kadar dolu, Duada evliyalar, secdede Anadolu. Anadolu tetikte, Anadolu ayakta, Diriler kahkahada, ölüler ağlamakta...

DENİLİRSE İNANMA, “DAHA DUR, AZ DAHA DUR”... KAYBEDECEK ANIN YOK, ZAMAN HIZLI BAHADIR...

Şimdi dünya avucunda, nefes alsan duyan var, Yazık! Batan gemide yan gelip uyuyan var. Uzay gemilerini fezada yürüt artık,

Sana dar bu hudutlar, hedefi büyüt artık. Her damla yaş bir dua, her dua bin bir füze, Beklenen hesaplaşma, geldik işte yüz yüze... Yarın belki yok yiğit, sanki bu an son andır, Zaferi umuyorsan hem inan, hem inandır.

Biz ki; çağlara mühür vuran nesillerdeniz, İstanbul’da sur söyler, Çanakkale’de deniz.

NE MADALYA, NE ÜNVAN, HESAP SIRF ALLAH’ADIR. SIRTINA DÜNYA KONSA ŞİKÂYET YOK BAHADIR...

Anlayacaksın beni tarihi düşününce, Davan kadar büyüksün, hedefin kadar yüce, Borcun var bu vatana, hem kan hem de ter borcu, Bahadır, belki yarın bu toprak ister borcu.

Şükür gerek bedenin her bir azası için. Doğrul be BAHADIR’ım, Allah rızası için.

KARANLIĞI TÜKETTİK, YÖNÜMÜZ SABAHADIR. BİR KEMENT AT GÜNEŞE, ÇABUK GETİR BAHADIR.

AHMET MAHİR PEKŞEN

Sevgili gençler, milletin umudu, gözü, her şeyi gençlerimizin üzerinde. Gelecek bizim, gelecek; siz sevgili gençlerin. Onun için ‘Kalemini hazırla, kılıcı çekme kından. Gönülleri fethetmek gaye bu son akından’ diyor. Şuan kalemle, sözle, dille, yürekle gönülleri fethetme zamanıdır. Şuan Yunus’un, Mevlana’nın ve o tasavvuf büyüklerimizin yaptığı gibi, insanların gönlüne hitap etme zamanıdır.

İnsanları gönüllerinden yakalama, gönüllerini keşfetme, gönüllerini fethetme zamanıdır. Bu son akında gönüller fethedilecek. Gönülleri fethettiğiniz zaman zaten geriye başka bir şey kalmıyor.

‘Denilirse inanma, ‘daha dur, az daha dur’ kaybedecek anın yok zaman hızlı Bahadır.’ Bize zaten hep bunu söylediler. Siz daha çocuksunuz, siz daha gençsiniz. Durun daha ergenlik bitmedi derken bir baktık yirmi beş yaşındayız. Bir de ergenlik diye bir kavram çıkardılar. Askere gitmeyeni, askerliğini yapmayanı adam yerine koymadılar. Sünnet olmayanı erkek yerine koymadılar. Peki, o yaştan sonra ne yapılabilir ki? Şimdi dünya avucunda, nefes alsan duyan var. Sanki biri bizi gözetliyor. Evlerimizin içi gözetleniyor gibi birileri tarafından. Siz buradan nefes aldığınızda Amerika’daki vatandaş ne kadar nefes aldığınızı bilir konuma geldi. Yazık!

‘Batan gemide yan gelip uyuyan var.’ Ülkemizin manevi hâli ortada. Gidişat ortada. Dünyayla kıyaslandığı zaman memleketimizin hâli ortadayken batan gemiye doğru giderken yan gelip bu gemide uyuyanlar var. Sevgili gençler, geleceğiniz sizin önünüzde. Daha uzun yıllar var. Bu ülke, gelecek sizin için daha çok önemli. Gelecek size daha çok lazım. Önünüzde daha yaşayacağınız elli atmış yıl var. Onun için şuan yan gelip uyuma zamanı değil…

‘Sana dar bu hudutlar hedefi büyüt artık’ diyor. Gençlerimizin hedeflerini, hayallerini sorduğumuzda; hayalleri o kadar küçük ki, o kadar dar ki. “Neden büyük düşünmüyorsunuz?” diyorum. “Hocam hele bu olsun…” Oysaki hedeflerinizi değil bulunduğunuz il, değil Türkiye sınırlarıyla neden sınırlıyorsunuz ki? Olmayan bir sınır var, tel örgüsü var. “Geçsene sınırı!” “Geçemem hocam, tel örgüsü var, batar.” Batmaz korkma! Hayali bir tel örgüsü, hayali bir sınır. Bir sınır yok. Avrupa’ya gittiğiniz zaman Avrupa Birliği ülkelerinde sınır yok. Biniyorsunuz Hollanda’dan Almanya, oradan Avusturya’yı geçiyorsunuz, oradan istediğiniz yere geçiyorsunuz. Dedelerimize bu hedefler dardı. Dedelerimizin derdi neydi yani Bursa’da, Bilecik’te küçük bir devletçik, küçük bir beyler kurup kalamazlar mıydı? Kalamadılar, duramadılar. Çünkü onların hedefleri ve hayallerine hudut dayanmıyordu…

‘Ne madalya ne unvan hesap sırf Allah’adır.’ Peki, biz bunları neden yapacağız? Dedelerimiz bunu neden yaptı? Viyana’ya kadar neden gitti? Ne dertleri vardı? Madalya, mevki, para, şan, şöhret… Bunun için mi yaptılar? Onların hesabı sırf Allah’a idi. ‘La ilahe illallah Muhammedun Resulullah’ sözünü bütün dünyaya yayabilmek… Olabildiğince uzak noktalara ulaştırabilmek, güzelliği insanlara yayabilmek ve diğer insanların da o güzellikle tanışmalarını sağlayabilmek…

‘Sırtına dünya konsa şikâyet yok Bahadır.’Ama şimdi bakıyorsunuz gençlerimiz en küçük problem en küçük sorun ve çok basit hadiseleri hemen dert ediyorlar, hemen sıkıntı yapıyorlar, yük olarak algılıyorlar, problem olarak algılıyorlar. Yük yok, engel yok…

‘Davan kadar büyüksün hedefin kadar yüce…’ Soruyoruz gençlere; “Hedefin ne, davan ne?” “Okulu bitirip şu olmak.” Tamam, işte sen bu kadarlık bir adamsın. Basit bir adamsın. İnsanlar, davaları kadar büyüktür. Fatih’in büyüklüğü, Fatih’in davasının büyüklüğünden dolayı geliyor. “Kim var dendiğinde sağına soluna bakmadan ben varım diyebilecek bir enerjiye

sahiptir bu genç. “

‘Necip Fazıl Kısakürek’Fatih’in yüce bir insan olması, hedefinin yüceliğinden dolayı geliyor. Fatih’in hedefi, ideali, davası büyük olmasa, yüce olmasa Fatih neden büyük ve yüce olsun? Yavuz

Sultan Selim’in, Abdülhamit Han Hazretlerinin, Mevlana’nın hayalleri, davası, idealleri o kadar büyük olmasa neden büyük ve yüce olsun? Neden bugün dünya Mevlana’yı anıyor? Mevlana’yı konuşuyor? Mevlana’nın davası küçük olsa, hedefi sadece Konya olsaydı bu kadar yüce, bu kadar konuşulan, anılan, bu kadar üzerinde yorumlar yapılan, feyiz alınan bir insan olabilir miydi? Tarihe baktığımız zaman, tarihe adını yazan insanların özelliklerine baktığımızda örneğin Uhud’da o yetmiş Uhud şehidini büyük yapan yüce yapan; davalarıydı. Yaşları küçüktü, davaları büyüktü. Boyları küçüktü, davaları büyüktü. İmkânları küçüktü, azdı, sınırlıydı ama davaları büyüktü, hedefleri büyüktü.

Her anlamda hedefiniz, hayaliniz, idealiniz ve davanızın büyüklüğü sizin büyüklüğünüzü, yüceliğinizi gösterir. Hedefiniz ne kadar yüceyse siz de o kadar yücesiniz. Hedefiniz ne kadar alçaklarda ise siz de o kadarsınız. Allah sizi özel, pırıl pırıl, muhteşem olarak yaratmış. İnanılmaz bir enerji vermiş, inanılmaz bir potansiyel vermiş, inanılmaz imkânlar vermiş sevgili genç kardeşim lütfen Rabbin sana verdiği bu yeteneklerin, bu güzelliklerin farkında ol. Büyük hedef koy, büyük idealler belirle. Uğruna ölümü göze alabileceğin kadar önemli bir davan olsun. Dönüp arkana bakmayacak kadar inandığın bir dava. Önce kendin inanacaksın, sonra da insanları inandıracaksın. İnanıyorsanız hiç korkmayın kimse sizi tutamaz.

“Hedef adamı; dünyayı bir imtihan yeri olarak görür ve imtihana kaybetmek için girilmez, kazanmak için başarmalıyım der.”

Cevabınız

Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
...