tarafından soruldu
Yemi Değil, Tuzağı Görelim…

 İşlerin ters gittiğinde, Zaman zaman olabileceği gibi yürüdüğün yol dikleşmeye başladığında

Cebindeki para az, borçların çok olduğunda

Ve gülümsemek istemene karşın iç çekmek zorunda kaldığında,

Sıkıntıların seni biraz bunalttığında Dinlen biraz istersen ama sakın yılma… İniş çıkışlarıyla yaşam biraz tuhaftır.

Hep bildiğimiz gibi biraz dirense başaracak çoğu insan.

Oysa bir anda yitirir her şeyini. Çok ağır yol aldığını düşünsen de sakın yılma. Bir dahaki sefere kazanırsın kim bilir.

Başarı; başarısızlığın ters yüz edilmesidir. Şüphe bulutlarının gümüş rengidir

Ve asla bilemezsin başarıya ne denli yakın olduğunu. Çok uzak görünür kimi zaman oysa çok yakındır. Son yumruğu vurana kadar dövüşmekten kaçma.

Sakın yılma çünkü başarı her şeyin en kötüye gittiğine inandığında

Tam karşındadır…

‘ALINTIDIR, YAZARI BİLİNMİYOR.’

Bizim gençlerimizin içinde muhteşem bir potansiyel, müthiş bir enerji var. Çok zeki bir milletin evlatlarıyız. Bunu bildikleri için zaten gençlerimizin enerjisini, bilgisini, zekâsını başka yerlerde harcamaları için her gün yeni oyunlar, yeni aletler, yeni gidişatlar, yeni yollar çiziyorlar çocuklarımıza. Çünkü biliyorlar gerçekten müthiş yeteneklere sahip bizim çocuklarımız. Genç bir hedef belirlediği zaman içindeki muhteşem enerjiyle o hedefi gerçekleştirmemesi mümkün değil. Biliyorlar ki bu ülkenin evlatları kafaya bir şey koydukları zaman ya ölürler, ya yaparlar. Bilirler ki, o işi başarmadan, bitirmeden asla pes etmezler. Bunu çok iyi bildikleri için de gençlerimizin hem kendileri, hem de vatanı için hayırlı hedefler belirlemesini engellemek ve lüzumsuz, boş işlerle zaman harcamalarını sağlıyorlar sevgili dostlar.

Her gün bilgisayarda yeni oyunlar çıkartıyorlar. Çocuk ağlıyor; “Anne ver bilgisayarımı tarlamı hasat yapmam lazım mahsullerim çürüyecek.” Bir oyun varmış; ekip biçiyorsun çiftçilik yapıyorsun. Her gün sulamak gerekiyor, sulamazsa mahsul çürüyecek… Sanal âlemdeki meyve, sebze çürüse ne olur, çürümese ne olur?

Ya da günde bin mesaj bedava, günde şu kadar saat telefonda konuşmak bedava. “Ne kadar güzel böyle kampanyalar yaparak bize konuşma fırsatı tanıyorlar” diyoruz. Oysaki şunun farkında değiliz; bunlarla bizim içimizde var olan o enerjiyi nasıl da boşaltıyorlar.

Futbol maçlarıyla, “Şu takım şampiyon oldu!” bağırmalar, çağırmalar. Şampiyon olduğundaki o sevinçle içimizde aslında bizi daha hayırlı işler yapmaya sevk edecek ve o işi başarmayı sağlayacak içimizdeki o enerjiyi, potansiyeli işe yaramaz yerlerde boşalttırdıklarının farkına varamıyoruz.

Hadi güzel gencim kendine gel, farkında ol. Bu oyun senin için oynanıyor. Bu oyun senin yüzünden oynanıyor. Çünkü adamlar seni senden daha iyi tanıyorlar. Sen sahip olduğun yeteneklerin farkında değilsin. Sen sahip olduğun enerjinin, zekânın farkında değilsin. Sen sahip olduğun tarihin, kültürün,

geleneklerinin farkında değilsin. Genlerinin farkında değilsin. Ama adamlar senin binlerce yıllık tarihini biliyor. Sen zannediyorsun ki on yedi yıldır dünyadayım. Anneni, babanı ve belki dedeni biliyorsun ama o adam senin yedi sülaleni biliyor. Selçuklunu, Osmanlı’nı biliyor. Senin ta peygamberini biliyor. Senin peygamberinin hangi imkânsızlıklar içerisinde neler başardığını biliyor. Senin dedelerinin o küçücük bir beylikten nasıl koca cihana hükmeden bir devlet olduğunu çok iyi biliyor. İmkânsız gibi görüneni, İstanbul’u nasıl fethettiğini, hangi ruhla, inançla, hangi değerlerle fethettiğini çok iyi biliyor.

“Bir insanın başarısı ile başarısızlığı arasındaki ayırıcı çizgi, zamanını ne kadar iyi yönettiği konusunda ortaya çıkar.”

Ve biliyor ki bugün onların torunları da eğer o gün dedelerinin duygu, düşünce, ruh hâline bürünürlerse, eğer onlarda onlar gibi olmaya başlarlarsa, o gün yakalanan ruhu, bugün de gençler yakalayabilirse tekrar bunlar başımıza bela olurlar. Tekrar dünyaya hükmederler. Ama bizim dünyaya hükmetmek gibi bir niyetimiz yok. Bizim dünyaya hakkı, adaleti, inancı götürmek gibi hayalimiz var. Biliyorlar ki bunlar dünyaya hükmederse adaleti getirirler. Neden istiyoruz bunu? Biz gittiğimiz yere adaleti, sevgiyi, hoşgörüyü, insanlığı, ahlakı ancak bunları götürürüz. Bunu da benim inancım emrediyor zaten.

Onun için sevgili gençler her gün önünüze çıkan tuzakları artık bırakın. Üniversite sınavıymış, liseye giriş sınavıymış, KPSS imiş ne bunlar? Bunlar sizi yıkmak için o kadar güçlü unsurlar mı? Bakıyorum at gözlüğü takmış gibi sadece bir yere odaklanıyorlar. On sekiz yaşındaki gencim üniversite sınavıyla boğuşuyor, dünyanın sonu zannediyor. Denemede kötü bir sonuç aldığında yıkılıyor. On sekiz yaşındaki Fatih, İstanbul’un fethinin hayallerini kuruyor. Farkın ne? O senin deden…

Lütfen kendimize gelelim, nasıl bir tarihe, nasıl bir kültüre sahip olduğumuzu bilelim. Bizi motive edecek, bize yol gösterecek, model olacak tarihimizi okuyalım. Ve bize kurulan bu tuzakların farkına varalım. Zamanımızı en iyi şekilde değerlendirerek dedelerimiz gibi büyük hedeflerin adamı olalım.

Cevabınız

Görüntülenecek adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.
...