tarafından soruldu
Elimizden Geleni Ardımızda Bırakıp, Yapmamız Gerekenleri Yapalım…

Zaman hızlı geçiyor. Zamanın bir kıymeti yok arkadaşlar. Zamanı içinde bulunduğunuz an itibariyle değerlendirmeniz, zamanında yapmanız gereken sorumlulukları yapmalısınız. Sınava hazırlanan gençlerimizin sınava son bir ay kala derslerine asılmaları bir anlam ifade etmiyordur. İstediğiniz hedeflere ulaşmak istiyorsanız zamanınızı verimli bir şekilde kullanarak sınava hazırlık sürecini geçirmelisiniz.

Eğer çalışmayı baştan beri sıkı tutarsanız, baştan beri atması gereken adımları atarsanız, Haziran ayı geldiğinde üniversiteye giriş sınavı ve lise sınavı her geçen gün gözünüzde daha da küçülür. Sınav günü geldiğinde adeta ayağının altındaki bir karınca gibi, bir kum tanesi gibi görünür. Ne üniversite sınavı, Ne liseye giriş sınavı, ne KPSS ne de bir başka sınav psikolojinizi bozar. Çünkü hazırlanmış, alın teri dökmüş, emek harcamışsınızdır. Arkadaşlarınız gezip, tozup eğlenirken, televizyon başından kalkmazken, cep telefonlarıyla binlerce mesajı atmak için uğraşırken, internette arkadaşlarıyla sohbet ederken siz, elinizden geleni değil, yapmanız gerekeni yapmışsınızdır.

Çok kızdığım sözlerden bir tanesi de budur. Bir şey söylediğimizde; “İnşallah hocam, elimden geleceğini yapacağım.” Ben ne bileyim senin elinden ne gelir, ne gelmez… Belki senin elinden hiç bir şey gelmez. Elinden geleni yapma, yapman gerekeni yap…

Mesela; karşında bir iş var, aşılması gereken bir engel var. Bulunduğunuz ortam ve konum içerisinde yapmanız gerekenler var. Size düşen yapmanız gerekenleri yapmak. Ne yapmanız gerekiyor? Şu an oturup televizyon mu izlemeniz gerekiyor? Şuan internetin başında oturup saatlerce kalkmamanız mı gerekiyor? Şuan arkadaşlarınızla saatlerce telefonda konuşmanız mı gerekiyor? Yoksa oturup ders çalışıp, soru çözmeniz mi gerekiyor? Eksik konuları tespit etmeniz mi gerekiyor? Eksik konuları gidermeniz gerekiyorsa bunları yapacaksınız, bunlar için gayret sarf edeceksiniz. Bulunduğunuz zaman ve ortam içerisinde size faydası olacak iş ne ise onu yapın.

Elbette insanların hayatta yapmak istediği şeyler vardır. Her insanın vardır. Şuan eminim birçok öğrencinin canının yapmak istediği şeyler var. Şuan canınız gezmek isteyebilir ya da şuan canınız arkadaşlarınızla sohbet etmek isteyebilir. Tamam, ama bir de şuan yapmanız gerekenler var. Onun için bazen canımızın istediği şeyleri erteleyip, o an yapmamız gerekenleri yapıp sonra canınızın yapmayı istediği şeyleri bir ödül olarak kendinize sunabilirsiniz.

Sevgili gençler, nefsin ve şeytanın tuzaklarına düşmeyin. Zamanı doğru kullanmayı öğrenin.

Kaybedecek bir anınız yok.

Mesele; sınavlar, dersler değil. Mesele; vazgeçmeyen bir genç, mesele; idealleri peşinde koşan bir genç… Mesele; dünyada dönen dolapları ve oyunları görebilen, dünyanın neresinde olursa olsun bir Müslüman kardeşinin derdiyle dertlenebilecek duygu, akıl dünyasına sahip, vicdan sahibi bir genç… Mesele; duyarlı bir genç…

Zaman gelip geçecek, sınavlar gelip geçecek, üniversitede bitecek. Hayat bitiyor mu? Bitmiyor… Zorluklar devam ediyor. Her gün mücadele edilmesi gereken bir şeyler var hayatımızda.

Onun için bugün küçük sınav kaygılarını ve streslerini aşamayanlar, bu küçük engeller karşısında yıkılanlar, yere yuvarlananlar, yere düştüğünde bir daha ayağa kalkacak cesareti içinde bulamayan gençler, yarın hayatta hep tokat yiyen, darbe yiyen, ayaklar altında ezilen kişiler olacaktır…

Sadece iri şeyler değil, bir üzüm tanesi, bir incir bile bir anda olgunlaşmaz. Eğer bana hemen şimdi bir incir istiyorum desen sana; “Dostum, bunun için zaman gerek. Bekle de tane olsun, büyüsün ve sonunda olgunlaşsın” diye cevap veririm. Oysa sen ruhların bir çırpıda meyvelerini tamamen olgunlaştırmalarını istiyorsun. Bu doğru mudur?

‘EPİCTETUS’

İçinde bulunduğumuz durumu ne kadar da güzel ifade ediyor. Bir üzüm tanesinin, bir incir tanesinin bile olgunlaşması, tatlı olması, yenilebilecek bir konuma gelmesi için bir zaman gerekiyor. Tane oluyor, büyüyor ve sonra olgunlaşıyor. Bir incirin bile olgunlaşması için neredeyse bir yıllık bir süre gerekiyorsa, hedeflerine ve hayallerine ulaşmak için de zaman gerekmeyecek mi? Gerekecek de bu acelecilik ne diye? Şuan istediğiniz seviyede, istediğiniz yerde olmadığınız için moralinizi bozmanıza gerek yok ki, eğer böyle yapıyorsanız diyorsunuz ki; “Bu incir neden acı? Bu üzüm neden ekşi?” Hâlbuki daha üzümün olgunlaşması için zaman var. Acele etmenin anlamı yok. Siz bu üzümü, bu inciri Haziran ayında yiyeceksiniz. Hazirana kadar bu olgunlaşacak, ama bu olgunlaşacak olan sizsiniz.

“İşlerinden boş kaldığın zaman, tekrar çalış ve yorul. “

[Kur’an-ı Kerim 94-7]

Siz vazgeçmeden devam eder, vazgeçmeden sular, merhametinizi, sabrınızı, özgüveninizi verirseniz, hayal kurabilirseniz, o üzüm ekşiyken onun olgunlaşmış hâlini şimdiden hayal edebiliyorsanız, gözlerinizi kapattığınızda bu emeğin karşılığında, bu sabrın sonunda o güzel meyveleri yiyebileceğinizi hayal edebiliyorsanız, yiyebileceğinize inanıyorsanız emin olun ki o gün gelecek sevgili kardeşim.

Ama bugün inanmıyorsanız yatırım yapmazsınız. İnsanlar kaybedeceklerini bildikleri bir hisse senedine yatırım yaparlar mı? İnsanoğlu inandığı şeye yatırım yapar. Şuan sınavlara hazırlanmayan, ders çalışmayı bırakmış, test çözmeyi bırakan arkadaşlar bu sınavla ilgili umutlarını, hayallerini kaybedenler, umutlarını rafa kaldıranlar inansalar, umut etseler, sebat etseler görecekler ki o zaman istedikleri hedefe ulaşacaklar…

Cevabınız

Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.
...