tarafından soruldu
Birbirine zıt yaratmış Yaradan... Biri artı biri eksi; gönül ile nefsin mücadelesi... İnsanoğlu bedeninde taşır ikisini de ne elle tutulur ne gözle görülür. İkisinin emrindedir akıl. Anahtar ne tarafa dönerse insan o tarafa yönelir.

Gönül çırpınır durur kulun hayırda yürümesi için. Geldiği yeri verdiği sözleri gideceği zamanı bilir. Bu yolun sabır yolu olduğunu çileli olduğunu canının yanacağının bilincindedir. Hep fısıldar gönül haydi gayret pes etme! Sakın örtme üstümü benliklerinle. Dikenlerin içinden gül dermeyi öğreneceksin sonunda başaracaksın der demesine de,

Nefs bırakır mı meydanı gönüle?

Acımasızdır ki sarar da sarar insanoğlunu. Başlar fısıldamaya dünya güzel yaşamak güzel hazlar arzular var. Yaşamak için geldin dünyaya gez eğlen ne işin olur senin maneviyatla. Boş ver fırsat elindeyken kaçar mı hiç. Yaşamana eğlenmene bak der de der bıkmadan usanmadan...

Akıl şaşırmış bir durumda hür irade elinde iki yol var önünde.

İkisi de gel diyor.

Dünyaya bakıyor bütün cazibesini kullanmış madde gel bana kul ol ben buradayım elle tutulur gözle görünürüm. Gel bana hayatını yaşa diyor. Yöneliyor kişi ona doğru.

Ama ya öteki yol ona da bakmalıyım sonra karar vermeliyim diyerek dönüyor yönünü Hakk yoluna. Gönül sevgiyle sesleniyor akıla... “Bende hayırlar var bende sevgi var bende şükür var. Rahmet bende sabır bende aşk bende. Yolum dikenli yolum taşlı. Yolum zor ama bu yolda iman var, inanç var. Sonunda okyanusa ulaşmak, Yaradana kavuşmak var.

Seç yolunu insanoğlu akıl denen anahtarı hayra doğru döndür. İradeni hayırda kullan ki Yüce Yaradan senden razı olsun. Yalan olan dünyaya aldanma hepsi emanet. Sen bile senin değilsin daha ne düşünürsün.

Kır nefsinin zincirini aç gönül kapısını gir çiçek bahçesine güllerden bir demet yap. Öylesine güzel çiçekler yetiştir ki her birisi diğerinden güzel olsun. Ne bakmaya doy ne de koklamaya. Eline aldığında çiçek demetini Yüce Yaradanın huzurunda; “Rabbim senin rızanı kazanmak için yetiştirdim. Çileli yollardan sabrederek şükrederek yetiştirip getirdim. İstediğim senin sevgin Ya Rabbim istediğim senin rızanı kazanmak.”

Yüce Yaradan kapısından döndürür mü kulunu döndürmez elbet. Kazanmıştır gönül çünkü akıl Hakk yolunda sevgi yolunda. Başarı onundur artık sevgi sarmış her bir yanını yok olmuş engin denizde mutlu mu mutlu, umutlu mu umutlu…

‘Alıntıdır. Yazarı bilinmiyor.’

Hayatın her alanında mücadele ediyoruz. Ama içimizde de bir mücadele var ki; Gönül ile nefis… Hayır ile şer… Artı ile eksi… İyinin ve kötünün mücadelesi var. Ve ikisinin emrinde de bir akıl var. Anahtar ne tarafa dönerse insan o tarafa yöneliyor. Gönül çırpınıp duruyor içimizde. Gönül kulun hayrını, hayırda yürümesini istiyor. Ona güzellikleri hatırlatıyor. Bu yolda sabretmesi gerektiğini, sabretmeden bu işin olmayacağını söylüyor. Bu yolun çileli olduğunu, kafasının gözünün yarılabileceğini, kendisini açlığın, sefaletin bekleyebileceğini, canının yanacağını, tuzakların olduğunu söylüyor. Bunu bizim kulağımıza fısıldıyor;

“Evet, zor. Evet, herkes yanlışa gidiyor. Bugün genç arkadaşlar şer peşinde, dünyalık peşinde koşuyor. İnternetin başında, hedefleri, hayalleri yok. Zor, mücadele isteyen bir yol, belki elleri cebinde yürüyemeyeceksin bu yolda ama hadi devam et, gayret et, pes etme, dikenlerin içinden gül dermeyi öğreneceksin. Ama bil ki sonunda başaracaksın. Sonunu gör. Karanlığın içinde yürüyorsun. Ama gün ışığının ortaya çıkmasına çok az kaldı. Gün ışığının yollarını aydınlatmasına, içini

ısıtmasına az kaldı pes etme” diyor.

Ama akıl sadece gönlü dinlemiyor. Oradan hemen nefis; “Dur bakalım sen çok konuşuyorsun” diyor. “Sen neden bahsediyorsun. Çileymiş, sıkıntıymış, dertmiş, hayalmiş, mücadele edecekmişiz de, nefse uymayacakmışız da… Ne bu ya zaten üç günlük dünya. Rabbim bir ömür vermiş. Bu ömrü acı ve sıkıntı çekerek, milletin derdiyle dertlenerek mi geçireceğim? Bana ne milletin derdinden! Bir daha dünyaya mı geleceksin. Eğlen, hayattan zevk al. Fırsat elindeyken kaçırma. Yaşamana, eğlenmene bak. Güzelim haz duygularını canlandırsana!” diyor.

Akıl şaşırıyor. Bir taraftan gönül; “Sen bir öğrencisin, öğrenci gibi davran. Vazgeçmemen, mücadele etmen, öğrenene kadar alın teri dökmen lazım. Hayatta başarılı olmak istiyorsan, kısa yoldan köşeyi dönmek yok. Gözyaşı ve alın teri var. Seni hayallerinden uzaklaştıracak şeylerden uzak durman lazım. Dünyanın dört bir tarafında Müslüman kardeşlerin zulüm altındayken, senin de bir şeyler yapman lazım. Sana da düşen görevler var. Hadi göreyim insanlık seni bekliyor. İnsanlık senin onlara uzatacağın eli bekliyor. İnsanlık senin yüreğini bekliyor” diyor. Sorumluluk, heyecan, aşk, coşku yüklüyor.

Ama öbür tarafta nefis onu hemen yoldan çıkarmaya çalışıyor. “Gel!” diyerek bütün cazibesini kullanıyor. “Dünya güzel, dünya nimetleri, dünya zevkleri, dünya eğlencesi güzel…” Her türlü cazibesiyle yoldan çıkarmaya uğraşıyor.

Gönlün boynu bükük, mahzun, hüzünlü. Çünkü yolu zor. Tercih edenin canı sıkılacak, canı yanacak ama nefsine uyan; o anını belki zevk içinde geçirecek ama ya sonra… Onun için gönül sevgiyle sesleniyor akla, “Ey akıl, ne yapıyorsun? Nefsine doğru dönüyorsun ama sakın uyma. Ben de hayırlar var, sevgi var, şükür var. Rahmet bende, sabır bende, aşk bende…” diyor. “Evet, yolun dikenli, yolun zor ama yolun sonunda da okyanusa ulaşmak, Yaradana ulaşmak var…”

Nefsin zincirini kırmamız gerekiyor. Sevgili gençler, birileri nefsine uydu, birileri yapmaları gerekeni yapmadı, birileri vazgeçti, pes etti. Ama siz nefsinize yenilmeyin gönlünüzün sesine kulak verin, başarıyı ancak bu şekilde elde edebilirsiniz.

Cevabınız

Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.
...