tarafından soruldu
Başarı Literatürlerinde Kaygıya Yer Yok... ‘Kaygı, vadesi gelmemiş bir borcun faizini şimdiden ödemektir…’ ‘ALINTIDIR’

Kaygıya Son…

Kaygı; psikolojik ve çevresel olaylara karşı gösterilen duygusal bir reaksiyondur. Bu bazen kendimiz ve bazen de çevreyle ilgilidir. Kaygı kötü bir şey midir? Hayır, belli sınırlar içerisinde olduğunda normal karşılanan gayet güzel bir duygudur. İnsanoğlunun yaşadığı her duygu gibi faydaları da olan bir duygudur bu. Ancak burada dozunun fazlaya kaçmamasıyla faydalıdır. Zira insanın harekete geçmesi için bazen tetikleyicilere ihtiyaç vardır. Bu tetikçileri bulamazsanız, harekete geçmezsiniz.

Kaygının yeterli miktarda bir tetikleyici rolü vardır. Çünkü insan bir şeyden kaygılanıyorsa onu önemsediği anlamına gelir. Sınavla hiçbir ilgisi olmayan, beklentisi olmayan, sınava öylesine giren bir öğrencinin kaygı duyması mümkün değil ki. Eğer bir konuyla ilgili kaygı duyuyorsanız, bu o konuyu önemsediğiniz anlamına geliyor. Ve bu önemseme de beraberinde harekete geçmeyi getirir.

Üstad Necip Fazıl’ın çok güzel bir beyiti var; Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!

Düşmanına iyi ki varsın diyor. Doğru, düşmanım olmasa ben ne yaparım. Düşmanım olmasa ben kendimi geliştirmem. Düşmanım olmasa ifademi güçlendirmem, hızım artmaz. Rakip olmasa koşar mısınız? Liseye giriş sınavlarında bir rekabet olmasa, o puan sıralamasına göre bir yerlere gidilmese acaba daha başarılı olayım da arkadaşlarımın önüne geçeyim kaygısına, duygusuna kapılabilir mi? Tabi ki kapılmaz.

Onun için kaygı aslında kötü değil. Ancak kaygının beraberinde getirdiği olumsuz duygular kaygının kötü olarak anılmasına neden oluyor. Tabi ki kaygı tüm diğer duygu ve davranışımız gibi kontrol altına alabileceğimiz bir duygudur. Öncelikle kaygının nedenlerine değinmemiz gerekiyor.

Kaygının nedenleri nelerdir?

İnsanın doğasında her zaman başarılı olma duygusu vardır. “Ben ders çalışmak istemiyorum, başarılı olmak istemiyorum” diyen bir kişinin bile doğasında başarılı olma duygusu vardır. Herhangi bir durumda başarılı olamama korkusu kaygıyı da beraberinde getiriyor. Bu sadece sınavlar için de geçerli değil. Mesela toplumda küçük düşme korkusu, yanlış anlaşılma korkusu. Bakıyorum çocuk çok

iyi biliyor. Soruyorum “Oğlum neden parmak kaldırmıyorsun?” “Ya yanlış söylersem, arkadaşlarım beni küçük düşürürse, alay konusu olursam.” Kısacası ön korkular kaygıya neden oluyor.

Sadece bazı durumlarda yaşanan kaygılar olduğu gibi sürekli yaşanan kaygılar da vardır. Sürekli bir şeylerin korkusunu duyma, sürekli kaygılanmaya sebep olur. Bunun temelinde özgüven eksikliği yatmaktadır. Kendine karşı öz cesareti olan bir kimsede kaygı düzeyi en alt düzeydedir. Yapabileceğinize de inansanız, yapamayacağınıza da inansanız her ikisinde de haklı çıkacaksınız. Başaracağım diyen de haklı çıkacak, başaramayacağım diyen de haklı çıkacak. Hangisine inanıyorsanız o olacaktır.

Kaygının belirtileri nelerdir?

Uyumakta zorlanma, korkulu düşler görme, kalp atışlarında hızlanma, hızlı nefes alıp verme, soğuk terleme, titreme, baş ve mide ağrısı, endişe, huzursuzluk, motive olamama, her şeyden şikâyetçi olma, kendini küçük görme, başarı düzeyinde düşme, yeme alışkanlıklarında değişme, sınav ve dersle ilgili konulardan kaçınma, bir konuya adapte olamama, anlamama, suçluluk hissetme diye sayabiliriz arkadaşlar.

Bunun birkaç tanesi varsa, bunları yaşıyorsanız çok ciddi bir sınav kaygınız var demektir. Derhal tedbir almak gerekiyor.

Kaygıdan kurtulma yolları nelerdir?

Zihinsel uygulamalar var. Öncelikle zihinde oluşan olumsuz düşünceleri silmeye çalışılmalı. “Yapamazsam, edemezsem,” bu olumsuz düşünceleri konuşmayın. Bir olumsuz düşünceyi bilinçaltınıza atığınızda, tabiri caizse yerde bir delik açtığınız andan itibaren delik büyümeye başlar. Surda bir delik açtınız mı artık o kale fethedilmiştir. Olumsuz kelimeler bilinçaltınızda geçmişteki başarısızlıkları da gündeme getirerek, her geçen gün destekçi bularak sizi mahvedecektir.

Unutmayın sınavlar sadece bir yoldur. Mutlu olmak için başka yollar da vardır. Hayatınızda karşılaşacağınız binlerce yoldan bir tanesidir. Üniversiteye giriş sınavı ya da liseye giriş sınavını kazanamamış ancak başarılı olan binlerce insan var. Şuan Türkiye’nin en saygın iş adamları, Türkiye’de çok önemli konumlarda olan birçok insan baktığınızda üniversiteyi kazanamamış, üniversiteyi okumamış ya da üniversitede sıradan bir yere gitmiş. Ama iyi yerlerde. Bunu da göz önünde bulundurun. Bu kadar kaygı yapıp da dünyanın sonu olarak görmeyin.

‘-meliyim, -malıyım’ kipinden kurtulmak gerekiyor. “Kazanmalıyım, başarmalıyım, şu kadar puan almalıyım.” Bu tip ifadeler sizin düşüncelerinizi yasa hâline getirir. Oysa sınavları kazanmak bir istek ve seçim meselesidir. Biz zannediyoruz ki, bu ifadeyi kullandığımda daha başarılı olacağım. Oysa böyle dediğinizde beyin hücrelerinizi kilitliyorsunuz, beynin olumlu düşünme kanallarını kilitliyorsunuz, sağlıklı düşünemiyorsunuz ve daha kötü sonuçlar alıyorsunuz. Onun yerine; “Başaracağım inşallah, üstesinden geleceğim Allah’ın izniyle, başarmamam için bir neden yok. Ben elimden geleni yaptım. Neden olmasın.” Bakın bilinçaltınıza sert emir veren kipler değil, daha yumuşak kipler.

“Nefis, durgun su gibidir… Dıştan bakılınca paktır. Ama biraz karıştırılınca bulanır ve altındaki kirler üste çıkar. İşte nefis

böyledir. Nefis, denemekle hangi mertebede olduğunu belli eder… “

‘El Harraz’

“Kazanamazsam mahvolurum, rezil olurum” gibi düşünceler zihinden silinmeli, çünkü sınavı kazanmak bizim istek ve tercihimiz. Hayat sizin hayatınız. Başkalarına endeksli yaşamak başarısızlığı beraberinde getirir. Geçmişte yapılan güzel davranışlar ve kazanılan başarılar bol bol zihninizde geçmeli ve düşünmelisiniz.

Sınav sadece bir sınavdır. Bilgiler sınanır. Bir kişilik değerlendirmesi değildir. Kazanırsam iyi, kazanamazsam kötü diye düşünceler silinmeli, sınav daha özele indirgenerek düşünmelidir. Bu sınav benim bilgilerimi sınıyor, kişiliğimi ve karakterimi değil. Kişiliğinizi ortaya koymayın. Hayatınızı sınava endekslemeyin. Kendinize mutlaka bir B planı hazırlayın.

Geçekçi olmalı, kapasiteler iyi tanınmalıdır. 410 puan alacak biri 450, 460 puan beklentisiyle girerse hayal kırıklığına uğrar. Anadolu’da bir üniversiteyi kazanacak biri kalkar da önüne çok büyük bir başarı koyarsa sorun yaşar.

Ümitli olunmalı, ümit kırıcı olacak kişilerden uzak durulmalıdır. Sizi umutsuzluğa düşürecek kişi ve düşüncelerden uzak durun. Yüce yaratıcı Allah Yusuf suresinde; “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Zira kâfir kavimden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez!” [Kur’an-ı Kerim 12- 87]diye buyuruyor. Allah’a hakikaten inanıyorsak ki şüphemiz yok. O zaman Allah’ın rahmetinden ümidimizi kesmeyeceğiz. Çünkü sadece Allah’ın rahmetinden kâfirler ümidini keserler.

Cevabınız

Görüntülenecek adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.
...