tarafından soruldu
Kendimizi yeterince seviyor muyuz? Maalesef bizler kendimizi yeterince sevmiyoruz, barışık değiliz. Özellikle sınavlara çok az bir süre kalınca gençler, denemelerde istedikleri sonuçları alamadıkları zaman hemen kendilerine hakaret etmeye başlıyorlar, kendileriyle barışık olmayan bir

gencin başarılı olma şansı yok. Önce kendinizi seveceksiniz, kendinize değer vereceksiniz. Siz kendinizi sevip değer vereceksiniz ki dışarıdaki insanlar da sizi sevip değer versinler. Siz kendinize değer vermediğiniz zaman ÖSYM’nin size değer vermesini beklemeyin lütfen.

İnsanoğlunun mükemmel olmadığını ve buna sizin de dâhil olduğunuzu unutmayın. Allah, insanı Ahsen-i takvim olarak yarattı, mükemmel olarak yaratmıştır. Ama o mükemmel yarattığı insan bir süreç yaşar ve bazıları Esfel-i safinin aşağılığın en aşağı konumuna kadar gelebilir. İnsanoğlu mükemmel değildir. Mükemmel olmaz. Her insanın hataları, eksiklikleri olur. Yüzde yüz doğru, iyi, yetenekli ya da güçlü birinin olması söz konusu değildir. Var mı böyle bir kimse Allah Resulü ve peygamberler dışında?

Eğer hayatınızı mükemmelliğin var olduğuna inanarak geçirirseniz her zaman hayal kırıklığına uğrarsınız. Mutsuz ve stresli olursunuz. Ve her zaman depresyona girme tehlikesiyle karşı karşıya kalırsınız. Bir şeyleri doğru yapmaya çalışmanızda iyi bir çalışan öğrenci, aile, eş ya da arkadaş olmayı istemenizde bir gariplik yok. “İyi bir eş olmak istiyorum, iyi bir arkadaş olmak istiyorum, iyi bir öğrenci olmak istiyorum.” Bunları olmak için çaba sarf etmekte bir gariplik yok. Kendinize gerçekçi bir şekilde yüksek standartlar koyabilirsiniz. Ama gerçekleşmesi mümkün olmayan mükemmeliyetçi standartları seçmemelisiniz. Bu sizi depresyona gönderiyor. Okul birinciliği, denemelerde şu kadar net çıkartan yüksek standartlar koyabilirsiniz kendinize. Ama gerçekleşmesi mümkün olmayan, mükemmeliyetçi standartları seçerseniz buna ulaşmanız mümkün olmadığı için, ulaşma yolunda sarf edeceğiniz çabalar da boşa gideceği için, bir süre sonra gerçekleştiremediğiniz zaman depresyona girersiniz.

Diyelim ki liseye geçiş sınavına girecek arkadaşım şu an normalde otuz tane net yapıyor. Bu arkadaşım kalkar da “Doksan beş tane net yapacağım” derse kısa bir süre içerisinde gerçekleşmesi mümkün değil. Diyelim ki hayatında elli soru çözmeyen birisi kalkıp da ben yarından itibaren beş yüz soru çözeceğim gibi mükemmel bir sonuç koyarsa bunu gerçekleştiremediği zaman hayal kırıklığına uğrar, depresyona girer, sıkıntılar yaşar. Hayatınıza yüksek standartlar koyabilirsiniz ama ulaşılması mümkün olmayan mükemmeliyetçi standartları koymayın. Unutmayın ki her insan hata yapabilir. En mükemmel insanların bile kusurları olabilir.

Yeteneklerine bakılmaksızın herkesin eşit olduğu düşüncesini kafanızda şekillendirin. Birilerinin sizden daha üstün yeteneklerinin ya da daha üstün becerilerinin olması mümkün. Ama bu onu daha iyi biri yapmaz. Sınıfta 40 kişisiniz. Herkes aynı mı? Hayır değil. Kimi müzikte çok yetenekli, kimi resimde çok yetenekli, kimi sporda, kimi matematikte, kimi Türkçede, kimi şu alanda, kimi bu alanda yetenekli. Birilerinin sizden daha üstün yeteneklerinin olması mümkün ama bu, onu daha iyi biri yapmaz. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçin artık. Bu yalnızca kızgınlık, hüsran ve hayal kırıklığı meydana getirecektir. Eğer birine yaptığı bir şey için hayranlık duyuyorsanız ne kadar kaliteli olduğunu ya da bu işi nasıl yaptığını düşünmeniz anahtar bileşenleri çözümlemeye çalışıp bunları kendinize örnek almanız ve karşınızdakinin yaptığı şeylerden de ders çıkarmanız normal. Ama birini örnek almanız, kendinizi onunla kıyaslamanızla aynı şey değildir. Kendinize örnek alabilirsiniz.

Ama “O şunu yapıyor ben neden yapamadım? O başardı ben neden başarmadım? Göstereceğim ben ona.” Bu şekilde düşündüğünüzde bunlar sizi bunalıma götürür. İnsanların yapabildikleri şeyler arasında farklılıklar olabilir.

Kendinizi kendinizle kıyaslayın. Sizin rakibiniz sizsiniz. “İki günü birbirini eşit olan ziyandadır” diyor Peygamber Efendimiz (sav.) hadisi şerifinde. Yani bugün bir adım önde miyiz? Daha hayırlı bir iş yaptık mı? Daha iyi şeyler yapma noktasında olumlu anlamda, doğruluk anlamında, başarı anlamında önde olmamız lazım.

Kendinizi kabullenmenin zor bir iş olduğunu unutmayın gerçekleşmesi için enerji, kesin kararlılık ve tutarlı bir çaba gereklidir. Önce enerjiyi bulacaksınız kendinizi kabullenmeniz için, kendinizi ortaya koyabilmeniz için, müthiş bir enerji olacak içinizde. Başarılı olabilmenin belki de en önemli yollarından bir tanesi; heyecanı, enerjisi, coşkusu olmayan, içinde alev alev ateşi yanmayan birinin başarılı olma şansı var mı? Önce bir heyecan. Bana diyebilir misiniz ki; “Falanca kişi üniversiteye giriş sınavında Türkiye birincisi olmuş, başarılı olmuş ama hiç de heyecanlı değildi, hiç de bir enerjisi yoktu, aşkı yoktu, ölü gibiydi.” Böyle bir şey yok.

Kendinize saygı duymayı öğrenin. Sizde herkes kadar değerlisiniz. Sağlığınıza yararlı bir hayat tarzı benimseyin. Çok çalışarak kendinizi hasta etmeyin. Bedeninizi hor kullanmanın bir anlamı yok. Eğer böyle yaparsanız güveninizi kaybedersiniz ve olasılıkla ömrünüzü kısaltırsınız.

Değişimin bir gecede gerçekleşmeyeceğini ve olumsuz tutumlarımızı aşmak için sürekli çalışmanız gerektiğini unutmayın. Çok fazla beklenti içine girip çok hızlı bir değişim uman ve değişimin zaman getirdiğini unutarak gelişimi zedeleyen birçok insanlar gördük. Birçok seminere katılarak, radyoda güzel programlar dinleyerek, kitap okuyarak hemen değişebileceğiniz zannediyor insanlar. Değişimin çok kolay olduğunu, hemen kararlar alıp; “Bugünden sonra şöyle yapacağım, böyle yapacağım.” diyerek hemen değişimin olacağını sanıyorlar. Ertesi gün, iki gün, üç gün sonra duvara toslayınca “Bu neden böyle oldu?” diye soruyorlar.

Kendi hayatınız için sorumluluk almanız gerektiğini unutmayın. Olaylar için başkalarını ya da kötü şahsı suçlamak kolay. Bununla birlikte durum ne kadar kötü olursa olsun seçenekleriniz vardır. İşler yolunda gitmediği zaman ne hissettiğinizi düşünmeniz, duygularınızı en iyi şekilde ifade etmeniz, başkalarından yardım istemeniz yararlı olabilir. Kendinize acıyarak zaman harcamanızın size bir faydası dokunmayacaktır. Kendinize ilgi göstermekle, kendinize acımak arasında çok büyük bir fark vardır. Kendi hayatınızdan sorumlu olduğunuzu unutmayın. Başınıza gelen bütün olumsuzluklarda kötü şansı, kötü hadiseleri, kötü insanları suçlamayın. Öğretmenleri, sistemi suçlamayı bırakın. Hayatınızın kontrolünü elinize almayı çalışın.

“Bizim kapımız ümitsizlik kapısı değil, yeter ki gel… Yeter ki sen umutla Hakka yönel… “

‘Mevlana’

Cevabınız

Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.
...