tarafından soruldu
Beyin Kullanma Kılavuzu… ‘İnsan beyni, sahibinin ihtiyaçlarından fazla gelişmiş bir araca benzer.’

A.r. Wallece

Beynimizi Tanıyalım

Beynimizi ne kadar kontrol edebiliyoruz? Ne kadar tanıyoruz? Hayatımıza yön verirken beynimizin bunu olumlu ya da olumsuz yönde etkilemesinin ne kadar farkındayız?

Beyin önemli bir özelliğe sahiptir. Biz beynimizi kullanmayı bilir, beynimize doğru talimatlar gönderirsek, beynimizin bizi yönetmesini değil de biz beynimizin yönetimini ele alabilir ve beynimize doğru sinyaller gönderebilirsek; başarımız, geleceğimiz ve yapmamız gerekenler için, o beyin bizim doğrultumuzda hareket edecektir.

Ama arabayı düşünün; direksiyonun kontrolü sizde değilse, birileri elini direksiyona uzatacak ve farkında olmadan sizi başka yollara, başka yerlere sevk edeceklerdir. Beynimizi nasıl idare edileceğimizi, nasıl yönetileceğimizi öğrenmemiz lazım. Bir makine alıyorsunuz; fotoğraf makinesi, cep telefonu ya da çok basit elektronik bir cihaz alıyorsunuz. Bakıyorsunuz içinde bir kullanma kılavuzu çıkıyor. Peki, küçük bir elektronik aletin bile kullanma kılavuzu varken, yaratıcının bizi bütün canlılardan ayırt edici özelliğe sahip olan muhteşem bir varlık olan beynin bir kullanma kılavuzu olmayacak mı?

Bize okullarda matematiği, fiziği, kimyayı, dağları, taşları, ovaları, krater gölünün nasıl oluştuğunu anlatan sevgili hocalarımızdan birkaç tanesi de bize beynimizi nasıl kullanacağımızı, hayatımızı nasıl idare edeceğimizi, nasıl yöneteceğimizi öğretse, “Ben neler yaparsam beynimi daha iyi kullanırım? Beynimi başarım için nasıl kullanabilirim? Daha güzel, daha başarılı bir hayata sahip olmak için beynime nasıl komut vermem lazım, nasıl mesajlar göndermem lazım?” daha faydalı olur. Keşke bize bunları da anlatsalardı. Bu bize, ülkemin pırıl pırıl gençlerine öğretilmiş olsaydı, eminim bugün birçok anne baba rahat ederdi. Çocuğuyla boğuşmazdı. Gençlerimiz daha iyi yerlerde olurlardı.

Öncelikle beyninize doğru mesajlar gönderin. Her çözdüğünüz soruyu, her bitirdiğiniz denemeyi sizi hayallerinize ve ideallerinize götüren bir araç gibi görürseniz, her çalıştığınız saati hanenize bir kazanç olarak, her çalıştığınız dakikayı başarı çuvalınıza koyduğunuz bir altın gibi görürseniz, her bitirdiğiniz konuyu ideallerinize ulaşmada bir basamak olarak görürseniz, beyninize bu mesajı verirseniz, beyin o soruları çözerken, o konuları çalışırken, o denemeleri yaparken büyük bir mutluluk duyacaktır.

Onun için bir genç, oturup dört beş saat dizi izlediği zaman sıkılmıyor. Televizyonun başında neden

sıkılmıyorsunuz? Çünkü otururken, “Şimdi en çok sevdiğim dizi başlayacak” diyerek beyninize daha oturmadan o mesajı gönderiyorsunuz. Ya da bilgisayarın başına oturduğunuzda bilgisayar oyunuyla saatlerinizi harcayabiliyorsunuz. Sabah oturup gece geç saatlere kadar kalkmadan bilgisayarın başında vakit geçirebiliyorsunuz. Çünkü daha oturmadan; “Şimdi oturacağım bilgisayarın başına en sevdiğim oyunları oynayacağım” diyorsunuz. Bakın daha oturmadan bilinçaltınıza bilgisayarla ilgili güzel, hoş, olumlu, tatlı mesajlar iletiyorsunuz.

Ama dersin başına otururken ilk cümleleriniz; “Yine ders! Bıktım artık! Olmayacak, kafam çalışmıyor. Çalışsam da yapamıyorum. Şu okullar bir bitse de kurtulsam. Şu kitaplar bir yakılsa! Şu okul bir çökse! Şu sınav belasından bir kurtulsak!” gibi ifadeler kullandığınızda siz zaten maça mağlup başlıyorsunuz. Siz bu düşüncelerden sonra derse oturduğunuz zaman, bilinçaltınıza gönderdiğiniz mesajlar zaten sizi çoktan bitirmiş oluyor. O duygu ve düşüncelerle sizin başarılı olma şansınız yok ki. Her çözdüğünüz soru sizin için bir işkence. Her çözdüğünüz soru kalbinize, yüreğinize saplanan bir ok gibi gelir. Oysaki böyle bir hadise yok. Neden böyle düşünüyorsunuz?

“Kendinizi kabullenmenin zor bir iş olduğunu unutmayın gerçekleşmesi için enerji, kesin kararlılık ve tutarlı bir çaba

gereklidir.”

Beyninize dersle, gelecekle, hayalleriniz ve ideallerinizle ilgili doğru mesajları, olumlu mesajları gönderdiğiniz zaman işte orada başarıyı yakalarsınız. Okulu, dersleri; hayallerinize götüren bir yol olarak görürseniz, çözdüğünüz soruları bir amaç değil de sizi amacınıza ulaştıracak bir araç olarak görürseniz, severek oturursanız işte o zaman derslere, okula, öğretmenlerinize dolayısıyla hayata bakışınız farklı olacak.

İbadetler de böyle değil mi sevgili dostlar? Biri namaz kılıyor, zevk almıyor. Biri namaz kılıyor, haz alıyor. Biri sadece görev için bunu yaparken; “Müslüman’ız namaz kılmamız lazım. Hadi şu öğleni de aradan çıkaralım” düşüncesine sahipken, beynine namazı ibadeti böyle algılatırken, bir başkasının namaza, ibadetlere bakışı çok daha farklı oluyor. “Rabbim sana şükürler olsun ki yatsı vakti geldi. Yatsıya beni kavuşturdun, seninle buluşmamı sağladın. Şimdi senin huzuruna geleceğim ve seninle konuşup, seninle hemhâl olacağım. Sadece ben ve sen... Yaratıcı ve yaratılan… Kul ve Rabbi…” Bilinçaltına bu mesajları gönderdiğinde namazı algılaması nasıl olacak?

Her şey için böyle; okul için, ders için, hayat için… Hayatınızı güzel, hoş yaşamak istiyorsanız, yaşadığınız hayattan zevk almak istiyorsanız beyninize güzel mesajlar gönderin. Onun içindir ki, Mekke’de müşriklerin en acımasız işkencelerine maruz kaldıklarında, bir avuçlarken dahi, Resulullah (as.), o kendisine inanmış bir avuç insana umut aşılıyordu. Onlara o çölün ortasında, o acıların tam ortasında, ızdırabın zirvede olduğu noktada onlara cenneti vaat ediyordu. O insanları o ızdırapla dolu olan dönemlerde ayakta tutan neydi? O insanları ayakta tutan kalplerine, gönüllerine, beyinlerine, bilinçaltlarına gönderdikleri Allah ve peygamberleriyle ilgili sevgilerdi, duygular ve düşüncelerdi…

Cevabınız

Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.
...