tarafından soruldu
Ders Çalışırken Dikkatimizin Dağılmaması İçin Ne Yapmalıyız?

Bugün ilköğretimden tutun da lise son sınıfına kadar, hatta büyükler arasında da en büyük problemlerden biri de dikkat problemidir. Ama tabi büyüklerin bunu fark etmeleri belki biraz daha zor oluyor. Çünkü direkt olarak bir şeyle muhatap olmuyorlar. Bunun çeşitli nedenleri var örneğin görselliğin çok artması var, televizyonlar, internetler, atariler birçok neden var.

Sınavlara hazırlanan öğrencilerin en az iki buçuk, en çok dört saat başka hiçbir şeyle meşgul olmayıp o soruları çözmesi lazım. İlginç olan bir şey var ki, sınavı kazanamayan öğrenci arkadaşlarla yaptığımız konuşmalarda neden kazanamadın dediğimizde; ders çalışmayan, bilgi eksiği olan, kazanma umudu olmayan insanlar var. Ama kazanamayanların büyük bir bölümününse şu ifadeleri kullandığına hepimiz şahit oluyoruz; “Aslında yapamadığım sorulara baktığım zaman, en iyi bildiğim sorular olduğunu gördüm. Çok rahat yapabileceğim sorular. Çalıştığım konular, bildiğim konular olduğunu gördüm. Ama soruyu o an yanlış anlamışım, dikkatli okuyamamışım” gibi cevapları çok sık alıyoruz. Sizler de bunları bizzat yaşıyorsunuz.

Cevap anahtarını yanlış işaretleme, okuduğunu anlayamama bakın bunlar hep dikkat problemleridir. Ama bugün bir nevi sınavlar dikkat ölçme sınavı gibi bir hadiseye geldi. O noktaya geldi. Dikkatini en iyi toparlayan, en iyi en uzun süre kullanabilen, adeta sinirlerine en iyi hâkim olan başarılı sonuç alıyor. Sınavlarda sadece bilginiz ölçülmüyor. Belki öyle gibi görülüyor ama eğer öyleyse her sene binlerce okuduğu liseyi birincilikle bitiren, ek puan alan öğrenci neden kazanamıyor?

Eğer öyleyse her sene derece beklenen ya da gerçekten çok başarılı olan birçok öğrenci kazanamazken, düşe kalka zar zor dersleri geçen birçok insan neden kazanıyor? O zaman bunların bir izahının olması lazım. Bilgi ölçülmüyor. Bilgi boyutu belki de en önemli boyut ama bu bir strateji savaşıdır. Burada sinirlerinize hâkim olacaksınız, dikkatinizi toplayacaksınız. Kaygı, stres yapmayacaksınız. Zamanı iyi kullanacak ve kendinizle barışık olacaksınız. Sınavda birkaç soru yapamadığınızda, olumsuz gitmeye başladığınızda, iç konuşmalarınızı, iç disiplininizi kontrol edeceksiniz. Disiplin altına alacaksınız. Bunları yapamazsanız o zaman sizin çok şey biliyor olmanız hiçbir anlam ifade etmiyor. Çok çalışıyor olmanız bir şeyler ifade etmiyor.

Derslere konsantre olamamak pek çok öğrencinin ortak sorunu. Ders çalışırken dikkatin dağılmasının nedenleri var ve bunun başında da yoğunlaşma süresinin aşılması gelir. Verimli bir çalışma gerçekleştirmek için konsantrasyon eşiğini aşmamak gerekiyor. Aştığında öğrenme gerçekleşmez. Bu durumda çalışmaya ara vermek gerekiyor. Daha sonra yeniden çalışmaya başlanmalı.

Konsantrasyon eşiği; kişinin dikkatini yoğunlaştırdığı şekliyle çalışabildiği sürenin sınırıdır. Dikkatimiz bozulduğunda okuduğumuzu ya da dinlediğimizi anlamayız. Hatta ne okuduğumuzun ne dinlediğimizin farkında bile olmayız. Sayfalar veya sözler kendiliğinden akıp gider. Fakat dikkatin dağıldığı an çalışmayı bir süre bırakıp; on dakika kadar dinlenmekte fayda var. Bu süre sonrasında tekrar çalışmaya dönüldüğünde daha verimli çalışabildiğinizi göreceksiniz.

Dikkatinizi derse vermek için çalışılan ortamda, dikkat dağıtıcı şeylerin olmaması önemli. Duvarlarda resimler, çevredeki sesler konsantrasyonu bozabilir. Radyo açık, televizyon açık, dışarıdan sesler geliyor, duvarlarda posterler var. Şuan duvarlarınızda tek bir poster olacak o da; kazanmayı hayal ettiğiniz üniversitenin kampüsünün resmi. Ama tabi bu posterlere dalıp dalıp da gitmeyin. Orada yaşayabilmeniz için atmanız gereken adımları atın.

Bir masada çalışmak da dikkati toplamak için yararlı olabilir. Standart bir masa. Çünkü o masaya geldiğiniz zaman o masa size ders çalışmayı hatırlatır. İnsan yatağa gittiği zaman aklına yatmak gelir. Ama yatak odasında yatarak, uzanarak ders çalışmayın. Yatıp uzandığınız zaman vücut otomatik olarak beyine mesaj gönderiyor. Bu yoruldu, yatmak istiyor. Onun için mutlaka masada çalışın. Mutlaka bir çalışma alanınız olsun ki, o alana girdiğiniz an artık beyin burada ders çalışılacak diyebilsin. Hani burası yaz köşesi, burası kış köşesi deniliyor ya, beyin de bunu diyebilsin; burası ders çalışma köşesi. Buraya oturduğu zaman burada ders çalışır.

Ders çalışmaya başlamadan önce kısa bir süre dinlenin. Okuldan ya da dershaneden geldiniz, ders çalışmaya başlamadan önce kısa bir süre verin kendinize dinlenmek için. Biraz rahatlayın ama bu rahatlama uzun olmamalı. Çünkü nefis hemen devreye girer.

Ders çalışırken kısa süreli aralar verin. Yaklaşık olarak kişiye göre ya da dikkatinizi sürdürme gücünüze göre değişebilir. Bir saat ders çalıştıktan sonra ders çalışmaya devam etmeniz gerekiyorsa 10 ya da 15 dakika ara verin ve ders dışında bir şeyler yapın. Gidin mutfaktan bir bardak su alın, meyve alın 10 dakika atıştırın. Dikkat toplamanız gerektiği zaman ayağa kalkıp birkaç adım odanın içinde yürüyün. Odanızın camını açıp, odanızı havalandırın gerinin ve birkaç tane derin nefes alın. Bu egzersizlerden sonra ders çalışmaya hemen geri dönün.

Basket maçı izleyenler bilirler. İzlediğiniz zaman dikkat edin. Serbest atış yapacakları zaman önce bir derin nefes alır ondan sonra atar. Çünkü o kanın beyne daha hızlı gitmesini sağlıyor. Diyafram nefesinde dolması gereken yerler tamamen kanla doluyor. Öbüründe sadece üçte biri doluyor. Onun için nefes egzersizlerini ders çalışmadan önce bol miktarlarda yapalım ve bu egzersizlerden sonra hemen başlayın çalışmaya.

Beynimizi ne kadar doğru yönetirsek o kadar insanlaşırız ve gelişiriz.

Çalışmalarınızda çeşitliliğe yer verin. Uzun saat boyu tek bir etkinlik ya da tek bir ders üzerinde çalışmak yerine, bu zamanı bloklar hâlinde değişik dersler ve konulara ayırın. Benim gencim tarihi seviyor diye üç saat boyunca tarih çalışıyor. İki saat matematik çalışıyor. Olmaz… Varsa derse karşı olumsuz tutumunuz nedenlerini araştırın ve bu tutumu değiştirin. Derslerin sizi sevme mecburiyeti yok onun için biz seveceğiz.

Önce kısa bir süre içinde bitirilebilecek olan ödevleri bitirmeye gayret edin. Çalıştığınız konuyla ilgili değişik ve çeşitli örnekler bularak konuyu ilginizi çekecek bir formata dönüştürün. Bunlar çalıştığınız konunuzun hafızanızda, zihninizde daha uzun süre kalmanızı sağlar. Çalıştığınız konuyla ilgili hikâyeler üretin, abartın. Farklı örnekler, modeller… Benim tarihçi bir arkadaşım vardı. Bir gün dedim ki; “On yıldır tarih okudun. Aklında ne kaldı?” “Kapitülasyonlar kaldı” “Anlamadım, o kadar tarih okudun da bir tek kapitülasyonlar mı kaldı aklında?” diye sordum. “Evet, tarih hocamız bize kapitülasyonları o kadar güzel anlatmıştı ki.” “Nasıl anlattı?” dedim. “Arkadaşlar, kapitülasyonlarla Avrupalılar bize elma şekeri verdi. Şekerini yaladık. Elimizde sadece sapı kaldı.”

Kapitülasyonlar bu kadar güzel anlatılır. Onun için böyle çalıştığınız dersleri, konuları abartın. Formüller bulun, hikâyeleştirin. Farklı örnekler bulun, değişik örnekler bulun ki, ders zihinde kalıcı olsun. Dersi eğlenceli hâle getirin. Bir mecburiyet hâline getirirseniz başarılı olma şansınız yok. Ders eğlenceli hâle gelmeli, oyun havasında olmalı. Severek yapmalı. Adeta dersle dans etmelisiniz arkadaşlar. Hoşunuza gitmeli. Yoksa beddua ederek; “Allah kahretsin. Yine mi ders!” Böyle bir ders çalışması olmaz ki.

Her çalışma öncesi bir konuyu bitirmeyi hedefleyin ve o hedefe ulaşmaya çalışın. “Bu konuyu bitirmeden bu masadan kalkmayacağım! Bu konuyu anlayacağım, bu konuyla ilgili yirmi soru çözmeden bu masadan kalkmayacağım!” gibi hedefler koyun. Yoksa oturuyorsunuz, çalışıyorsunuz, kalkıp gidiyorsunuz. Bir hedef olmadığı zaman az ya da çok çalışmanız size artı getirmez. Ama hedeflerle beraber gittiğiniz zaman, daha verimli çalışıyorsunuz. Moraliniz bozulduğunda, canınız sıkıldığında, dikkatiniz dağıldığında bırakıyorsunuz ama derse başlarken kendinize bir hedef koymuşsanız dersinizi bitirmeye çalışıyorsunuz.

Düşünün arabanıza bindiniz Ankara’ya gidiyorsunuz. Ankara’ya girmeye 50 kilometre kaldı. “Of ben çok yoruldum artık gidecek hâlim yok. Yeter ben artık durayım.” Olur mu? Biliyorsunuz Ankara’ya gideceksiniz 50 kilometre kaldı. Ne yaparsınız? Yola devam edersiniz. Ama Ankara’ya gitmek istediğiniz gibi bir hedefiniz olmadığı zaman Bolu dağlarında durur kalırsınız. Hedef olduğunda; “Hadi az kaldı. Birazcık daha gayret etmeliyim.” Motive etme noktasında katkı sağlayacaktır. Onun için çalışmaya başlamadan önce planlarınızı, programlarınızı, ne kadar konu çalışacağınızı, hangi konuları bitireceğinizi kararlaştırın ki bu kararlar sizin daha hızlı, daha verimli, daha anlaşılır bir şekilde çalışmanızı sürdürmenize katkı sağlasın.

Cevabınız

Görüntülenecek adınız (isteğe bağlı):
Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.
...