tarafından soruldu

Benim adım Eda. Atatürk Üniversitesi'nde 5. sınıf Tıp Fakültesi öğrencisiyim. Yaklaşık dört hafta önce kendimi ruhsal olarak kötü hissetmeye başladım. Bütünleme sınavıma hazırlanırken tükenmişliğim arttı. En küçük bir olumsuzlukta ağlamaya başlamıştım,

  • üst üste gelen ağlama krizlerimi kontrol edemiyordum. Hemen bir psikiyatri kliniğine başvurmaya karar verdim. Kendi hastanemde bir doktora gittim ama doktorun söyledikleri içimi rahatlatmadı. Daha iyi bir doktorla görüşmek için psikiyatrist araştırmaya başladım.
  • Bir arkadaşım Trabzon'da Dr. Eren Abatan'ı bana tavsiye etti. Onun üzerine internetten 2 hafta sonraya randevu alabildim. Randevu aldıktan sonra kendimi bu randevuya endeksledim. Çevremdeki herkese de bunu söyledim.
  • Kafamdaki plan şuydu dermatoloji bütüme çalışıp onu geçecektim, hemen ardından Trabzon'a gidip doktor ne derse onu yapacaktım ve hayatımı toparlayacaktım. Yaşadığım sorunun ne olduğunu ben de bilmediğim,
  • ilk gittiğim doktor da tam olarak kestiremediği için randevu aldığım günden itibaren kısa bir günlük şeklinde her gün yaşadığım şeyleri not ettim. Doktora bunları özetleyecektim.


  • Dermatoloji bütünleme sınavını geçtim. Aynı gün içimdeki büyük umutlarla beraber Trabzon'a gittim. Randevu sabahı uyandım, hazırlandım, mhrs'de yazdığı gibi yarım saat önceden klinikte hazır bekliyor oldum. Doktorun kapısında bekleyen 10-15 kişi vardı.
  • Randevu aldığımda randevu sisteminde alabileceğim tek boş yer kaldığı için bu kalabalık beni şaşırttı. Doktorun kapısında bulunan sekretere online randevum olduğunu söyledim. Kimliğimi istedi, verdim. Yapmam gereken başka bir şey var mı, diye sordum.
  • Olmadığını söyledi, teşekkür ettim ve bir yere oturdum. Yeni aldığım kitaplardan birini çıkarıp okumaya başladım. Bir yandan hastaların girip çıkmasını takip ediyordum, kapıda bir de ekran vardı. Orada ilk geldiğimde benim ismim ikinci sıradaydı.
  • Benden önce sanırım 3- 4 kişi girdi çıktı. Erken geldiğimi düşünüp beklemeye devam ettim. Ben kitap okurken arkamda oturan bir kadın sürekli telefonda konuşuyordu. Konuşmalarına istemeden misafir olmak zorunda kaldım.
  • Konuştuğu kişilere, randevusuz geldiğini sabahtan beri beklediğini ve akşama kadar beklemek zorunda kalacağını söylüyordu. Saat 13.50'ye yaklaşırken artık bana sıra geldiğini düşündüm, kitabı kapattım ve girmek için hazırlandım.
  • Bu sırada telefonda konuşan kadın sekreterin yanına gitti. Hiçbir konuşma geçmedi aralarında, sonra yerine oturdu. Benden önceki hasta çıktı, ben içeri girmeye hazırlanırken bir anda sekreter kadına: "Sen geç." dedi, kadın hızla içeri girdi.
  • Çok şaşırdım. Sekretere benim randevum olduğunu söyledim. Senin randevun kaçta? diye beni azarladı. 13.50 dedim. Sen 13.50'de gireceksin. Saat 13.41, 9 dakika seni mi bekleyelim burada, diye bağırdı. Neden olmasın, dedim. Onu doktora söyle, öyleyse dedi.
  • Ben tekrar yerime geçtim. Sekreterle konuşmalarımda ben ona siz diye hitap ederken, küçük göründüğümden olacak ki o bana sen diye hitap ediyor ve adeta beni azarlıyordu.
  • Saat 13.50 oldu. Sekretere yaptığı yanlışı göstermek adına: "Saat 13.50, ben içeri giremiyorum. İçeri giren hastaya çık mı diyeceksiniz. Benim randevu saatim geldiğinde çıkaramayacağınız hastayı neden insiyatif kullanarak içeri sokuyorsunuz?" dedim.
  • İçerideki hastayı mı çıkaracaksın, dedi. Ben de dedim ki benim 13.50'de girmem için onun çıkması gerekiyor şu an, çıkarabilir misiniz, hayır, öyleyse neden benim önümden girdi? Sekreter bir anda ayağa kalkıp tak diye doktorun kapısını açıp doktora:
  • "Hasta içerideki hastanın çıkmasını istiyor." dedi. Doktor kapıya çıktı. Kim? dedi. Sekreter beni gösterdi. Ben de randevumun 13.50'de olduğunu hastanın benim önüme çekildiğini söyledim.
  • Orada bulunan herkesin içinde sert bir tavırla beni azarlayarak istediği hastayı alacağını, böyle bir şey söyleyemeyeceğimi, nedenini de içeri geldiğimde konuşacağımızı söyledi. Olanlardan dolayı çok şaşkındım ama yine de hatalı olmadığım için içeri girdiğimde doktora durumuaçıklayacağımı düşündüm. Saat 14 gibi hasta çıktı ve ben girdim. 
  • Doktora bu randevu için Erzurum'dan kalkıp geldiğimi, 2 hafta önceden randevu aldığımı, uzun süredir bugünü beklediğimi ve 13.50'deki randevuma 13.50'de girmek istememin oldukça normal olduğunu söyledim.
  • Kapıyı açıp muayeneyi bölenin ben olmadığımı ve böyle bir şey yapmak istemediğimi ama sekreterin tavrının oldukça kaba olduğunu söyledim. Eğer sekreter bana durumu nazik bir dille açıklasa elbette 10 dk tolerans gösterebileceğimi söyledim.
  • Tıp okuduğumu öğrenen doktor bana aynen şu cümleyi kurdu: "Tüm bu yaptıklarına göre ve bu kadar uzun yoldan geldiğine göre sende (elleriyle 1 ve 2 şeklinde işaret ederek) ya obsesyon ya dürtü kontrol bozukluğu var."
  • Bu cümleden sonra afalladım. Henüz hastalığıma dair tek kelime etmemiştim. Şok oldum. Ardından bana anlat dinliyorum, dedi. Ben de: "Zaten siz tanıyı koydunuz, reçetemi de yazın ben gideyim." dedim. Bana oldukça sert bir şekilde: "Haddini aşıyorsun, ben seni dinlemiyorum." dedi.
  • Benim gözlerim doldu ve ağlamaya başladım. Ağlayarak doktora "Teşekkür ederim." dedim ve odadan çıkıyordum. Tam odadan çıkarken arkamdan bana: "Neyin varsa çok ciddi bir sorunun olduğu belli." dedi.

Yaşananlar bunlar. Şimdi benim söylemek istediklerim var.

  • 1. Bir kişiye obsesyonun var demek için yaptığı hareketin tekrarlayıcı ve kalıcı olması gerekir. Epizodik olarak obsesyon değerlendirilemez. Örneğin hiçbir şey yokken bir anda kirlendiğini düşünüp yarım saat boyunca ellerini yıkayan birine o anda bulaş obsesyonun var diyemeyiz.


  • 2. Dürtü kontrol bozukluğunda ise kişinin kendine ya da başkalarına zararlı olduğunu bildiği halde davranışlarını kontrol edememesi gerekir. Kapıyı açıp muayeneyi bölme eylemini yapan kişi ben değildim. Ben kimseye zarar vermeden yalnızca kendi hakkımı savundum.


  • 3. Doktorun önsavlarının yaptığım hareketle bir ilgisi yoktu, yalnızca beni aşağılamak ve hareketimi abartıp beni suçlu hissettirmek istedi. En iyi senaryoda doktorun bunları söylerken iyi niyetli olduğunu düşünürsek, daha benden tek kelime dinlemeden ön yargılarda bulunması.
  • en başta hekimlik nosyonuna uygun değildir. Zira tıp fakültesinin 1. sınıfında okutulan derslerde bile bir doktorun nasıl olması gerektiğine dair öğrendiğimiz sıfatlardan ilki "önyargısız"dır.
  • 4. Bir nefrolog böbrek yetmezliği olan bir hastasına: "Ciddi bir sorununuz var." dediğinde onu aşağılıyor olmaz ama bir psikiyatrist hastasına böyle bir kontekste: "Ciddi bir sorunun var." dediğinde onu aşağılıyor oluyor.
  • 5.Yaşanan problemin sorumlusu ben olsam da, yaptıklarım açıklamamayacak dahi olsa da bir doktorun hastasıyla arasındaki problemi kişiselleştirip onu yaralamak adına herhangi bir söz söylemesi ya da herhangi bir eylemde bulunması en başta meslek etiğine uymuyor: "önce zarar verme"
  • Doktorlukta hiçbir zaman bir yanlış birçok doğruyu götürmez. Yaptığıynız iyilikler her zaman sizinledir ama bir yanlışınız bir hayatı götürebilir. Doktorun bana olan tavrı kavanozun dibinde kalan hala işe yarayabilecek olan son umutlarımı yok etti.
  • Ben şimdi tüm umutsuzluğum ve tüm güçsüzlüğümle çevremdeki beni seven insanlardan yardım alarak yeni bir doktor bulup yeni umutlar üretmeye çalışacağım. Yaşadıklarımı bireyselleştirmiyorum. Aksine yaşadıklarımı herkesleştiriyorum.
  • Benim yaşadığım ruhsal süreçten geçen birçok insanın olduğunu biliyorum. Onlara "Ben de varım." demek için yazıyorum. Bunlardan utanmadığımı göstermek için yazıyorum.
  • Ruhsal hastalıklardan dolayı aşağılanmayı kabul etmediğim için yazıyorum. Yaşanan hiçbir şeyin telafisi yok, aynılarını başkaları yaşamasın diye yazıyorum.
  • Bir kez daha buradan @ErenAbatan a yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum. Dilerim hakkınızı savunduğunuz bir ortamda siz de çeşitli hastalıklarla etiketlenirsiniz. Dilerim yardım için gittiğiniz bir kapıdan aşağılanarak dönersiniz.

Sekretere yaptıklarından dolayı teşekkür ediyorum. Önüme geçen kadına teşekkür ediyor ve acil şifalar diliyorum. (Eda

‏@edglkrc)

Cevabınız

Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
İstenmeyen Reklam Koruması:
Gelecekte bu doğrulamadan kurtulmak için, lütfen giriş yapınız veya kayıt olunuz.
...