tarafından soruldu
Adet sancılarınız dayanılmaz olduğunda ne yapıyorsunuz? Kaç gündür sancılarımdan ölmek üzereyim, belimin arka taraflarından karnımın içlerine doğru vuran sızıdan nefes dahi alamıyorum, göğüslerim taş gibi olmuş, derisi çatlamak üzere neredeyse.

Geçen gün bir arkadaş civanperçemi otundan bahsetti, gidip aktardan aldım. Bir bardak kaynar su içine bir tutam koyup içiyorsun ama öyle berbat bir tadı var ki midemdeki su ağzımın içine geliyordu, damağımdaki acı tattan karnımdaki ağrıyı unutturuyordu.

Sanırım bu ot için sancılara iyi geliyor demelerinin nedeni bu; başka bir acı ile diğer acıyı unutturmak. Üç gün içtim bir damla bile söktürüp atamadı şu illeti içimden. Sabah annemle ilçedeki doktora gittik, adam baktı bakıştırdı stresten deyip üstüne bir poşet dolusu ilaç yazdı

Ben bu ilaçları içerim ama doktor da haklı kaç zamandır stresten halimiz harabe oldu. Bu çektiklerimizi el âlem çekseydi şimdiye mezarlarında güller dikenler bitmişti. Yine iyi dayandık ailecek, geçen günler bizim için öyle hiç de kolay olmadı.

Ne geldiyse başımıza aklı havada abim tarafından geldi, adamın her şeyi problem, her şeyi dert, bir türlü usturuplu bir hayat yaşamadı, okulu da sıkıntıydı askerliği de. Annem, babam, ben bir türlü bir kalıba sokamadık şu dağ gibi adamı.

Küçük de bir yerde yaşıyoruz, evimizin içinde dolanan laflar bir kulağımızdan ötekine varmadan komşunun kulağında şenlik yapar, neyimiz var neyimiz yok milletin dilindeyiz, hep bu abimin yüzünden.

En son da çocuksu bir hevesle gitmiş kendine kedi almış, eşek kadar adam sanki kendi evinde yaşıyor. Kıç kadar evin içine biz sığabilmişiz gibi bir de kedi beslemeye kalktı. Kedi de kedi olsa, ne ele gelir ne avuca, kendini sanki bizim sahibimizmiş gibi gören garip bir hayvan!

Annem o kediyi eve almam diye ne kadar da diretse abime laf dinletemedik. Askere gidip geldikten sonra bir garip hallere bürünmüştü zaten; ne desek kavga sebebi. Kedisinin de bir gün olsun ilgilenmedi, onu bizim başımıza bıraktı.

Yahu Allahtan korkmaz adam, kadın o kediyi sevmemiş işte ne olur yani laf dinlesen, yok! Nuh dedi peygamber demedi.

Mecbur kediye evin içinde bir yer yaptık, bir güzel yıkayıp alladık pulladık, babamın da Allah’ı var! Tek kelime dahi etmedi, oğlum ne istiyorsa o olsun, ne de olsa tek bir oğlum var, onun kalbini kıramam deyip kenara oturdu.

Annemle bir olduk, ne lazımsa aldık bir sürü de masraf ettik, annem başa gelen çekilir deyip babamın dibinde kös kös oturup sesini soluğunu kesti, kediyle ilgilenmek bir bana kaldı.

İlk zamanlar abim akşamları geldiğinde ilgileniyordu, şimdi İzmir’de bir metro inşaatına çalışmaya gitti, kediyle bir başımıza kaldık.

Annemle de yıldızı barışmadı hiç, bir iki kere annemi tırmalamış, annem de ayağının tersiyle kediye vurmuş, kedi de kızgınlaşmış annemin üzerine sıçramış, Allahtan ki babam evdeymiş, vallahi o kedi annemi yiyip parçalardı.

Son zamanlar da huysuzluğu artınca iyice kudurdu kedi, kendi kafasına göre dışarı gidip istediği zaman eve geliyordu. İki üç gün gelmediği oluyordu, ev gelince de doğruca abimin odasına girip bize ters ters bakıyordu.

Kedi dersin ama aynı insan gibi bize kinlenmişti, ben korkudan geceleri uyuyacağım zaman odamın kapısını kapatıyordum, işi belli olmaz gelir saldırır falan ne gerek var, anneme yaptıkları ortada, kadının tırmalanmamış yeri kalmadı.

Geçen gece de eve hiç uğramadı, biz sabah kahvaltısını yaparken bir baktık salonun kapısının önünden bize yan yan bakıp kuyruğunu kıstırarak içeri giriyordu.

Ardından bir hışım bizim yan komşunun sesini duyduk sokaktan. Kadın bağıra çağıra bizim eve doğru koşuyordu, annem dış kapıdan ne oluyor demeye kalmadan, kadın bizim kediyi dövmek için aldığı sopayı annemin üzerine atınca babam sinirlenip kapıya geldi.

Annem de komşunun o patavatsız hareketini görünce küplere bindi, neydi o öyle anlatmadan etmeden, insanın üzerine sopa mı atılır, bizi ne diye âleme rezil ediyorsun, gel derdini anlat bir dinleyelim, haksız mıyız?

Meğerse kadın geçen gece annesine kalmaya gitmiş, sabah eve gelip anahtarla kapıyı açınca salonda bizim kediyi görmüş, görür görmez de basmış çığlığı, o ara kocası gelmiş diğer odadan, o hengamenin içinde bizim kedi kadının bir kova sütünü mutfaktaki halıya döküp kaçmış.

Kadın da fıttırmış, daha önceleri de girmiş herhalde ki kadın bu kadar öfkeli öfkeli saldırıya geçmişti. Biz olayı öğrenir öğrenmez bağırış çağırışla komşulara rezil olmayalım diye ben kadının kolundan tutup, evin içine aldım.

Kadın sinirli sinirli anlatırken kadının haklılığı karşısında hepimiz sus pus kadını dinledik. Babam; bacım kusura bakma bilseydik dışarı salmazdık’ deyip kadını biraz teselli edince kadın söylene söylene evine gitti.

Hemen kapıyı kilitledik, bizimkiler sinirden fıttırmak üzereler, babamın gözlerinde ilk defa böyle bir öfke gördüm desem yeridir.

Annem yukarı çıkıp süpürgenin sapıyla kediyi bir güzel dövdü, suçu ortaya çıkınca nasıl da sesini çıkarmadan dayağını yedi bir görseniz aklınız şaşar, bir de bu kedi yani, öyle de akıllı!

Baktık olacak gibi değil, şimdi annem kediyi döverek öldürür falan abim gelirse laf anlatamayız, kediyi evin küçük tuvaletine kilitleyip, abimi aradım. Zaten o da metro inşaatındaki amiri ile anlaşamamış yola koyulmuş geliyormuş.

Durumu çok da anlatmadan, abime biraz çıtlattım, hiç ses etmedi hatta telefonu yüzüme kapattı desem yeri. Ertesi gün olup abim geldiğinde evin içinde kıyamet koptu, annem babam bir olup abimle kavga ettiler, yalan yok ben de lafımı söyledim.

Kavga gürültü bitmek bilmeyince abim bir hışımla sinirlenerek kediyi odasına alıp kapıyı arkadan kilitledi, biz de aman kavga büyümesin, tek erkek evladımızdır daha da kalbini kırmayalım diyerek evden çıktık bir akrabamızı ziyarete gittik.

Geldiğimiz de evde kimse yoktu, abimin odasının kapsını tıklattım, ses seda yok. Birkaç saat geçmeden kapıyı bir kere daha tıklattığımda ses alamayınca mecbur kapının kolunu çevirip odaya girdiğimde gördüğüm manzara karşında çığlığı bastım, annemle babam da koşup geldiler.

Abim kedinin kulaklarını burnunu kesmiş bir de karnından bıçaklamıştı. Kedi hala yerde kıvranıyordu. Bembeyaz tüyleri kan içindeydi. kesik burnundan çenesinin altına doğru akan kanları diliyle temizlemeye çalışırken dili dışarıda kalmıştı ama hala nefes alabiliyordu.

Telaştan ne yapacağımızı şaşırdık, kime ne deyip ne anlatalım bir türlü bilemedik. O panik durumu içinde aklıma ilk abimi aramak geldi, abimi arayıp tez eve gel dediğimde bana bağırıp ne oldu deyince acaba kendi değil de bir başkası mı yaptı diye düşünmedim değil?

Durumu anlattım ona;  -Yengem odada kanlar içinde.  Okuyanlardan A.R.O

Cevabınız

Gizlilik: E-posta adresiniz yalnızca bu bildirimlerin gönderilmesi için kullanılacak.
...