Daha büyük bir bilgelik

Ruhun Hareketi yaklaşımı, yaşamın mantık veya zihin yoluyla kavrayabileceğimizden daha büyük bir bilgeliğe sahip olduğunu ve iyileştirenin ne terapist ne danışan ne de temsilciler değil, bu bilgelik olduğunu kabul eder.

Bedeniniz yaralandığında olduğu gibidir: Yarayı temizleyip merhem ve yara bandı kullanarak iyileşmeye yardımcı olsak da bedendeki yarayı iyileştiren esas gücün yanında yaptığımızın sözü bile edilmez.

Aynı şekilde, her iyileşmenin özünde, Hellinger’in “büyük ruh” dediği daha büyük bir yaşam gücü olduğunu söyleyebiliriz. Gözlemlediğim pek çok dizim sonunda edindiğim kişisel deneyime göre hepimizin içinde uzlaşmaya ve çözüme giden derin bir hareket vardır.

Eğer dizim sırasında bu derinliğe ulaşıp ana babamız aracılığıyla yaşamın tümünü sevebilirsek iyileşme kendiliğinden gerçekleşir. Aile Dizimine bu açıdan baktığımızda, ana babamızı onurlandırmak spiritüel bir eylemdir; şikayet etmeden, ebeveynimiz farklı olsaydı her şey farklı olurdu gibi düşüncelere kapılmadan yaşama bize geldiği haliyle “evet” demektir.

Ana babamıza değil, onlar aracılığıyla bize ulaşan yaşama bakmaktır. Bu açıdan tüm ebeveynler mükemmeldir; hepsi yaşam verirler, bundan ötürü de hem “iyi” hem de “doğru”durlar. Aile Dizimi terapisi danışana, yaşam ve yaşamın gelgitleriyle uyum içinde var olabileceğinin farkındalığını ve duyarlığını geliştirme fırsatı verir.

Bu uyum, bu birlik halinde olmamız bizi iyileştirir. Her spiritüel terapi gibi Aile Diziminin de temel hedefi yolumuz-daki engelleri kaldırarak tüm sorunlarımızın yaşama gösterdiğimiz direncimizden kaynaklandığını anlamamızı sağlamaktır.

Bu süreç, yaşamda sadece bizden daha büyük bir şeyler olduğunu değil, bu şeylerin anlayışımızın ötesinde olduğunu da bize öğretir. Bu gizeme güvenmemiz ve saygı duymamız çok önemlidir. Aile Dizimi çalışmasına yeni başlayan bir terapistin Ruhun Hareketlerinden önce klasik dizim yapması iyi olacaktır.

İkincisi, yani temsilcilere içlerinden geldiği gibi hareket etme özgürlüğünü vermek daha kolay gibi görünse de, temsilcinin derinden gelen bir hareketi mi, yoksa kişisel fikrini mi izlediğini anlamak için deneyimli bir göze ihtiyaç vardır. Kişi ancak klasik yöntemde kullanılan aile düzeni gibi temel araçları öğrendikten sonra, onlar olmaksızın da etkili bir şekilde çalışmaya başlayabilir.

Uygulayıcının deneyimi artıkça, aile sistemindeki enerjinin kendiliğinden hareket etmesine güvenip izin verebilecektir. Ancak o zaman bile, içinden geldiği gibi hareket edecek temsilci sayısını kısıtlamakta yarar vardır.

Bunu sadece karışıklığı önlemek için değil, aynı zamanda seansın danışana odaklı kalması için yaparız. Dizim belli bir danışan için açılır; terapist bunu göz önünde bulundurarak her bir aile bireyine çözüm bulma çabasına girmemelidir.

Örneğin, eğer danışanın annesi kendi köken ailesinden birini izlemek istiyorsa, çalışmanın danışana çözüm aramaya yönelik olduğunu göz önünde tutarak annesini hayatta tutmaya çabalamak-tansa danışana odaklı kalmak -belki babasına yakınlaşmasını desteklemek- gerekir. Görünen köy kılavuz istemez diyebilirsiniz ama uygulayıcıların pek çoğu bu önemli noktada yanlış yola saparlar.

Güncelleme: 10 Ocak 2020 — 19:03
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments