Farklı Duygular

Bir başka önemli nokta da farklı duygu çeşitlerini ayırt edebilmektir. Bazı duyguların dibi yoktur ve tamamlanamayarak insanı tüketirler. Hellinger bunlara “ikincil” duygular der. “Birincil” duygular ise genelde kısa, güç verici ve belli bir duruma uygun tepkilerdir.

İkincil duygular kişinin acı veren bir gerçekle yüzleşmesini engeller ve daha derin bir duyguyu örter; örneğin, danışan acıyla yüzleşmektense öfkelenmeyi ya da öfkesini göstermektense ağlamayı seçebilir.

Bazen ikincil duygu, bir başka aile bireyinden bir şey almak için manipülasyon aracı olarak kullanılır — çocukların sık sık annelerine yaptıkları gibi. Birincil duygular ise bir duruma doğrudan verilen tepkidir. Kısa sürerler ve danışan akmalarına izin verirse kendini hemen yenilenmiş, güçlenmiş ve ne gerekiyorsa yapmaya hazır hisseder.

Bir terapist olarak kişinin bu ikisi arasındaki farkı anlaması ve ikincil duygulara izin vermemesi gerekir. Örneğin, eğer danışan ağlıyorsa, terapist kendine bu duygunun danışanı güçlendirip bütünleştirdi-ğini mi, yoksa zayıf mı düşürdüğünü sormalıdır.

Cevabı bulmak için biraz beklemek gerekebilir, eğer duygu uzun bir süre tamamlanmadan devam ediyorsa ikincil duygu olma ihtimali güçlüdür. Birincil duygular danışan için her zaman rahatlatıcıdır, kısa sürer ve kişiyi öncesine oranla daha güçlü kılarlar. Dizim sırasında sık sık gördüğümüz bir duygu çeşidi daha vardır. Bunlara “sistemik” duygular diyebiliriz.

Aile sisteminde başkasına ait olan bir duygu danışan tarafından taşınmaktadır ve geri verildiğinde sanki omuzlardan yük kalkmış gibi bir hafifleme yaşanır. Terapist, danışanı rahatsız edici bir duyguyla yüzleşmekten koruyan savunmayla, duygunun sağlıklı bir şekilde boşalması arasındaki ifade farkını anlayabilmelidir. Örneğin, öfke ifadesiyle çoğu kez kendi çaresizliğimizi saklar ve sevginin getirdiği acıdan kaçmak isteriz.

Güncelleme: 10 Ocak 2020 — 19:01
avatar
  Abone ol  
Bildir