“iman etmek” ile “emin olmak”

İnsanın “iman etmek” ile “emin olmak” arasındaki bağı kaçırmaması için gereken ölçü ahlâkî eyleminde ortaya çıkar: 1) Yalan söylemeyeceksin, 2) Sana verilen emanetleri (borçları, eşyaları) geri vereceksin, 3) Söz verdiğinde sözünü tutacaksın.

Bu üç ilkeyi yerine getiren kişi, başkasının mal ve nefsini sömüremeyeceğini, hırsızlık yapamayacağını, aldatamayacağını, öldüremeyeceğini de görecektir. Bütün günahlar ve suçlar bu üç ilkenin ihlalinin neticesi olarak belirir. Bu nedenle “söz namus demektir.”

İslâm ahlâk düşüncesinde “söz, uçar.” Bu ifadenin anlamı şudur: “Söz veren yerine getirdiği takdirde sözü cennete çıkar.” Zira “Uçmağa varmak”, “cennete gitmek” demektir. Bu zaviyeden bakıldığında “yazı kalır.” Zira yazı dünyaya aittir. O sahifelerdedir. Söz ise “sadır”dadır.

“Söz sadırda, yazı satırda”dır. Allah, insana şah damarından yakındır. Kalbdeki söz “hak” ise ve “yerine getirilmiş, tutulmuş” bir kelam ise Allah ile onun arsında perde kalmamıştır. Halis Söz’ün bu değeri nedeniyle “Dua edin icabet edeyim” buyurulmuştur. Söz uçmağa varmaktadır.

“Bizi aldatan bizden değildir” dendiğine göre ahlâkın üç ilkesi: 1) Sözde durmak, 2) Emaneti yerine getirmek, 3) Yalan söylememek ile yaşayan kişi durumunu bozmadıkça “emin” kılınır.

Emin kişiler için Allah meleklerini indirir ve “onu sevin” der. Yerde ve gökte, karada ve havada tüm âlemin varlıkları “emin” kişiye sevgi beslerler. Şeytanlar ve şeytanın izlerini takip edenler müstesna.

Güncelleme: 25 Kasım 2019 — 23:43
avatar
  Abone ol  
Bildir