Kilitlenme Hareketleri, İyileşme Hareketleri

Ruhun Hareketlerinin farklı düzlemleri vardır: Bazı hareketler kilitlenmeyi ifade eder, bazıları da iyileşme hareketleridir. Kilitlenme hareketleri acıya neden olur, iyileşme hareketleri ise çözüme götürür.

Terapistin bu yöntemle çalışabilmesi için bu iki hareketi birbirinden ayırt etmesi gerekir. Örneğin, çocukla ebeveynin kucaklaşmaları kilitlenmenin de ifadesi olabilir çözümün de. Çözüm hareketi çocuğun ebeveyne gitmesiyle olur ve ebeveyn çocuk kendisine gelene kadar bekleyecek güçte olmalıdır — bunun tek istisnası 8. Bölümde açıkladığımız engellenmiş harekettir.

Eğer kucaklaşmak için ebeveyn çocuğa giderse bu genellikle ebeveynin bir şeye ihtiyaç duyduğunu gösterir ve bu durumda çocuğun duraksadığı gözlemleriz. Çocuk büyük bir olasılıkla ebeveynin köken ailesinden birini temsil etmekte ve çocukluğunu yaşayamamaktadır.

Böyle bir durumda, terapist müdahale ederek ebeveynin çocuğa yüklenmesine engel olur. Uygulayıcı ikisi arasındaki farkı görebilmeli ve kilitlenme hareketi ortaya çıktığında müdahale edebilmelidir. Bazı durumlarda ise iyileşme hareketinin başlayabilmesi için kilitlenmenin altındaki sevginin ortaya çıkması beklenir.

Kilitlenme hareketi yarım kalmış bir şeyin başarısız şekilde tamamlanma çabası, travmatik bir durumun tekrar tekrar yaşan-masıdır. İyileşme hareketi ise geçmişten bir olayın tamamlanmasını ve o noktada düğümlenmiş sevginin yeni bir yöne doğru akmasını sağlayarak çözüm getirir. Bir şeyin tamamlanması için bir dizi adım gerekebilir.

Örneğin, bizden önce gelen aile bireyini “onurlandırmak” için onun önünde eğiliriz ama ancak doğrulduğumuzda hareket tamamlanır. Danışan, kendinden önce gelenin karşısında eğilerek önce ona yaklaşır, sonra doğrulur, arkasını döner ve kendi yaşamına doğru ilerler. Ailelerinden ayrılmak isteyen kişiler önce onların karşısında saygıyla eğilmelidir; yoksa hiçbir zaman tam anlamıyla ayrılamazlar.

Ebeveynini yüreğine almayan danışan kendini katı bir pozisyona sokabilir ve onlardan gerçek anlamda ayrılmayı başaramaz. Bazıları ise kolaylıkla eğilir ama onları bırakamadıklarından tekrar doğrulmak istemezler. Danışan ebeveyninden ayrılmak gibi bir istekle gelirse çoğunlukla önce tam tersini yapmalıdır; onlara yaklaşmalı ve yaşamındaki rolleri için teşekkür etmelidir.

Danışan ancak bu şekilde geçmişin yüklerini sırtlanmaksızın kendi yoluna gidebilir. Bazen hareketle çalışmak dizimi, sadece düzenin kurulmasıyla çalışmaktan çok daha derine ulaştırabilir. Kadın bir danışan doğumundan hemen sonra babasını kaybetmişti.

Terapist babanın ve danışanın temsilcilerini dizime yerleştirerek içlerinden gelen hareketleri izlemelerini söyledi. Danışanın temsilcisi başta babasına bakmak istemeyerek başını çevirdi ama bir süre sonra merakı uyandı ve bakmaya başladı. Bir süre sonra içindeki derin acıyla yüzleşti ve ağlamaya başladı, epey uzun bir süre sonra ise babaya yaklaştı.

Bütün bunlar hiçbir konuşmanın olmadığı, terapistin hareketlerin ortaya çıkması için alan sağlamaktan başka hiçbir şey yapmadığı uzun bir zaman içinde gerçekleşmişti. Aynı durumu daha geleneksel bir yaklaşımla ele alacak olsaydık, terapist danışanın önce babaya bakmasını, ardından onun önünde eğilerek ailedeki Kutsal Düzene göre onun baba oluşunu saygıyla kabul etmesini isterdi.

Ancak bu iki yaklaşımı karşılaştırdığımızda ikinci yöntem daha yüzeysel kalıyor ve yüreğe işlemiyor. Enerjilerin yavaşça ortaya çıkmasına izin vermek bambaşka bir derinlik getirir. Ruhun Hareketlerinde, kimsenin önceden öngöremediği pek çok ince düzlemli enerji ve hareket ortaya çıkar.

Bunlar çözüme derinlik ve anlam kazandırır. Ruhun Hareketleriyle çalışmak için görünürde hiçbir şey olmayan anlarda da terapist sabırla beklemeyi bilmelidir. Dizimi nereye götüreceğini bilmese de temsilciler aracılığıyla ortaya çıkan güçlü enerjiye güvenmelidir.

Bunun için de cesaret, temsilcilere çözüm cümleleri vermeyerek kontrolü elden bırakacağı ve hareketi yönlendirmeden durabileceği belirli bir kişisel disipline gerek vardır. Bu hareketler yüzeye çıkarken söylenecek tek bir söz bile rahatsızlık yaratabilir. Yoğun duygularla ağlamak üzere olan birine, “Kendini nasıl hissediyorsun?” demeye benzer.

Uygulayıcının doğru zamanda müdahale etme becerisi deneyim ve duyarlıkla gelişir. Genel olarak, “klasik” dizim yöntemi olan Kutsal Düzenle çalışmak “doğru” olsa da daha yüzeyseldir ve yüreğe daha az dokunur. Öte yandan Ruhun Hareketlerindeki “yapmadan yapma” yöntemi gündelik algılarımızın ardında yatan derinliklere ulaşabildiği gibi, doğru ve iyi hakkındaki fikirlerimizin ötesindeki bir gerçeği ortaya çıkarabilir.

Güncelleme: 10 Ocak 2020 — 19:05
avatar
  Abone ol  
Bildir