Libya Tezkeresi

Libya Tezkeresi TBMM’de 325 evet oyu ile kabul edildi. Türkiye, tarihinde ilk defa NATO ve BM gibi uluslararası örgütlerden bağımsız olarak, tek başına deniz aşırı askeri bir operasyon yapacak. Operasyonun amacı, Doğu Akdeniz’deki varlığımızı ve haklarımızı korumak.

Türkiye, BM tarafından tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin çağrısı üzerine, Libya’ya asker gönderiyor. #Libya ile imzalanan mutabakat, Doğu Akdeniz’deki varlığımıza yönelik tehditlere karşı verilmiş önemli bir cevaptı.

Doğu Akdeniz’de bulunan büyük doğalgaz rezervleri nedeniyle, ABD-İsrail-Mısır-Fransa-Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi kendi aralarında anlaşma yaparak, Türkiye’nin kıta sahanlığını ve münhasır bölge alanını yok saymak istemektedirler.

Türkiye, söz konusu ülkelerin bu planına karşılık olarak, #Libya UMH ile münhasır bölge anlaşması yaparak, Doğu Akdeniz’deki haklarını korumak ve enerji arz güvenliğini korumak istemektedir. Bu sayede Türkiye, “Mavi Vatan” adı verilen deniz sınırlarını BM’ye ilan etmiştir.

Türkiye’nin desteklediği #Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti, ABD-Suudi Arabistan-Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa destekli General Hafter Güçlerine karşı savaşmaktadır. Türk Askeri’nin Libya’ya 109 sene sonra ayak basması, Hafter Güçleri’ne büyük bir darbe vuracaktır.

Libya’da Hafter Güçleri’nin kontrol ettiği alan daha fazla olmakla birlikte, Türk askerinin başlatacağı hava ve kara destekli operasyonlar ile UMH’ın geriletilmeli öngörülüyor. Deniz Kuvvetlerimiz’de lojistik destek sağlayacaktır.

Trablus merkezli #Libya Hükümeti’nin, Hafter Güçleri’ne karşı korunması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki ulusal çıkarlarının ve milli güvenliğinin korunması açısından son derece önemlidir. Allah, Mehmetçiğimiz’in, bu zorlu görevin de, yar ve yardımcısı olsun.

Resim



Libya tezkeresi meclisten geçti. Biliyorsunuz ki burada bas bas bağırıyorum: “Sonuna kadar her platformda ve bölgede diplomasiyi sonuna kadar tüketmeliyiz”. Ama Libya’da bu neden olmaz?

Libya’da Türkiye’nin desteklediği BM’nin tanıdığı meşru UMH, diplomasi ve diyalog ile tam 2 senedir doğrudan, 4 senedir de dolaylı kandırılıyor. Kandıranlar da Fransa ve İtalya gibi ülkeler.

General Hafter’i ABD’den getirip savaşın bir tarafı haline getirenler ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan-Mısır-İsrail-Güney Kıbrıs dörtlüsü ile Fransa ve ABD hiçbir şekilde bölgeye Türkiye’yi sokmuyor. Her türlü diplomatik süreci de kullansanız OL MA YA CAK.

Çünkü Yunanistan Girit Adası ile Libya ve Türkiye’nin deniz alanını, Güney Kıbrıs da Mısır ve çok küçük bir alan ile İsrail’in alanını işgal ediyor Barış Pınarı Harekatı öncesi dediğim gibi “Sonuna kadar diplomasi kullanılmalı ancak diplomasinin yetmediği yerde diş gösterilmeli”

Askerimiz Libya’ya gidince ne olacak biliyor musunuz? Birincisi doğrudan cephe hattına ön saflarda olmayacaklar. İkincisi UMH’e askeri yardım alenen ve fazla bir şekilde sürdürülecek. Üçüncüsü de Türk askeri bölgede olması hem siyasi hemde askeri olarak caydırıcı bir mesaj olacak

Nasıl ki 6 Arap ülkesi Katar krizinde Doha yönetimini kıskaca aldı, Suud sınıra asker yığdı ama giremedi. Suud askerlerinin Katar’a girememe nedenlerinin en büyük sebeplerinden biri sembolik de olsa Türk askerinin Katar’da olmasıdır.

Keza kriz sonrası TSK, Katar’a daha fazla asker gönderdi. Türk askeri Suriye ve Irak’ta olduğu kadar rahat da olmayacak. Çünkü kilometrelerce uzaklıktaki bir ülke. Kara bağlantısı yok. Kara bağlantısı olan Mısır ise bölgenin en güçlü kara gücü.

Hatta az önce Mısır, “Akdeniz’deki istikrarsızlığın sonuçlarına katlanacak” açıklaması yaptı. Özetle; Libya, diğer harekatlara nazaran çok daha zor bir bölge olacak mesafeler nedeniyle. Ama TSK, Suriye’de 3 harekat ile tecrübe kazanan bir ordu.

Bu tecrübelerini de UMH güçlerine aktaracak. Karşımızda saha tecrübesi olmayan, eğitimsiz bir milis gücü var tabi avantajımız da bu. 2020’den beklentimizi tekrar edelim: Allah, ordumuza ve diplomatlarımıza güç kudret versin.

Güncelleme: 2 Ocak 2020 — 22:23
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments