Müslüman Ne Okumalı

Müslüman gençlerin dinine, kültürüne, inançlarına dair bir şeyler okumak ve kendini geliştirmek arzusuyla yola çıktıklarında ne okuyacaklarını, önceliklerinin ne olması gerektiğini, neyi hangi maksatla okuyacaklarını bilmemeleri gibi ciddi bir problem var.

Bu konuda doğru düzgün bir yol gösteren de yok maalesef. Kimseye yol göstermek benim haddim değil fakat alan o kadar boş ki kendimi bir şeyler söylemek mecburiyetinde hissediyorum. Bu yüzden doğru bildiklerimi yazacağım, belki birinin işine yarar.

Öncelikle bir Müslüman kitap okurken amacını doğru belirlemelidir. Hedef asla entelektüel bir tatmine ulaşmak, “kitap okuyan insan itibarı görmek :)” veya okuduğun kitaptan sıra dışı bir şeyler hafızaya atıp bunu sohbet ortamlarında pazarlamak, caka satmak olmamalıdır.

Böyle bir okuma ruhunuzu, aklınızı ve kalbinizi değil, yalnızca nefsinizi besler. En başta def edilmesi gereken bu psikolojilerdir. Nihai amacınız yalnızca hakikati öğrenip sindirmek, bâtılı tanıyıp sakınmak, daha iyi bir Müslüman ve daha iyi bir kul olmak olmalıdır.

Şayet amaç sakat olursa insan isterse en hakikatli kitapları okusun, gene de hayırlı bir netice çıkma ihtimali sıfıra yakındır. O sebeple önce niyet… Niyet hayr, akıbet hayr demiş büyükler.

Fakat niyet de tek başına yeterli değildir. İyiniyetli olmak her zaman doğru yapmayı beraberinde getirmez. Her zaman iyi sonuçlara yol açmaz. İyi niyetten sonraki adım ise doğru bir yol, doğru bir usul belirlemektir. Bu noktada ise ne okuduğunuz devreye giriyor.

Doğru İslam itikadını tam olarak sindirememiş bir kimsenin ilk hedefi bunu sağlamak olmalıdır. Çünkü itikat Müslümanın her şeyidir. Bu itikadı merkeze alan ve bugünkü dünya meselelerine Müslümanca bakışı içinde barındıran bir dünya görüşüne sahip olmak da ilk öncelik olmalıdır.

Sahih bir itikat ve dünya görüşü olmadan bugün muhafazakar camialarda popülerlik kazanmış adı güzel olan, herkesçe güzellemesi yapılan eserleri okuyarak kazanılacak tek şey zannımca kafa karışıklığı olacaktır.

Farklı yazarlardan, farklı fikirlerden müteşekkil 10 tane kitabı ihtiva eden bir listeyi okursunuz, bu 10 kitap belki de pek çok noktada birbiri ile çelişmektedir, kafanız tabiri caizse çorba olur. Üstüne iki tane de felsefe kitabı okudummu, yeme de yanında yat.

Bugün buna sıklıkla şahit oluyoruz. Temelinin ne olduğu belli olmayan gençlere meşhur olmuş muhafazakar yazar kitaplarını baştan aşağı okutmaya kalkıyorlar. Veya falan felsefecinin falan kitabını… Dünya klasiğiymiş, falanmış, filanmış. Sonra savruluş hikayeleri izliyoruz.

Herkes kendi çapında medeniyet tasavvur ediyor. Bu okuma listelerin merkezî bir fikir etrafında oluşturulduğuna şahit olan var mı? Ben henüz rastlamadım. Bambaşka tasavvurlara sahip bambaşka yazarlardan bir çorba. Neticenin kafa karışıklığına gitmesi kuvvetle muhtemel.

Ehli sünnet şuurundan emin olduğumuz yazarlardan toplanarak yapılmış listelerle çok az karşılaştım. Benim şahsen böyle bir liste yapacak yeterliliğim de yok. Fakat fikir kitabı okumak isteyenler ve ehli sünnet merkezli bir dünya görüşüne sahip olmak isteyenler varsa; benim tavsiye edebileceğim tek kapsamlı liste Üstad Necip Fazıl’ın Büyük Doğu külliyatı. Tek yazarın elinden çıkmış ve bu kadar kapsamlı bir şekilde örgüleştirilmiş başka bir fikir külliyatı bilmiyorum. Elbette çok kıymetli başka ehli sünnet yazarlarımız da var.

Fakat ben okuyup istifade ettiğim ve şu ana kadar muadiline rastlamadığım için size bunu tavsiye ediyorum. Onun dışında İslamî ilimler tahsil etmek isteyenlerin muhakkak kadim usulde ilim tahsil etmiş kıymetli alimlerimize danışmasını öneririm.

Ayrıca hem fikir kitapları okuyacaklar olanların, hem de İslamî ilimler tahsil edecek olanların Ebubekir Sifil Hocaefendi’nin şu sözlerini muhakkak dikkate almalarını istirham ediyorum. “Ben 25 yaşıma kadar Ehl-i Sünnete aykırı hiçbir metin, hiçbir kitap okumadım.

O yaşa kadar sürekli mûteber metinlerle haşır-neşir oldum kendimi sağlama almak için. Kendimi sağlama aldıktan sonra, durduğum yerden emin olduktan sonra, her türlü görüşle yüzleşecek, her türlü görüşü tartıp değerlendirecek noktaya geldiğimi düşünerek,

her türlü metin ile muhatap olmaya başladım. Günümüzde gençlerin en büyük eksiği bu; kendilerini sağlama almadan, ilmî ve itikâdî altyapılarını sağlama almadan, her türlü fikirle, görüşle muhatap oluyorlar. Bu, büyük bir tehlike. Önce altyapıyı oluşturmak lazım.

Ne kadar çekici olursa olsun, aklınızı çelebileceğini düşündüğünüz hiçbir metinle, kişiyle, konuşmayla, videoyla muhatap olmayın. Önce kendinizi garantiye alın; akideniz itikâdî mezhebiniz, fıkhî mezhebiniz, din tasavvurunuz, örnekleriniz, önderleriniz bakımından,

sağlam bir duruşa sahip olun, ondan sonra tarihselcilik okuyun, evrim okuyun, selefîlik şiilik hakkında okumalar yapın, ne yaparsanız yapın ama önce kendinizi sağlama alın.” Son olarak İmam Malik hazretlerinin tavrından bahsedeyim. Bu tavır her Müslümanın şiarı olmalıdır;

İmam Malik (ra) Rasulullah (sav) efendimizin kabrini göstererek; “Şu kabirde yatan dışında herkesin sözü alınır da atılır da” buyurmuştur. Kimse hatasız değildir ve bunun istisnası yoktur. Allah ayaklarımızı dini üzere sabit kılsın. Selam ve dua ile.

Güncelleme: 8 Aralık 2020 — 01:23
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments