Sibirya’daki Hun Yansımalı Eski Kültürler

20. yüzyılın arkeolojik bulguları Batıyı, Doğu anlayışını kökten değiştirmeye zorladı ve ortaya kesin kanıtlar koyarak, kimin vahşi, kimin uygarlaştırıcı olduğunu gösterdi. Güney Sibirya’da bilimadamları tarafından ortaya çıkarılan, “Glazkovskaya” ve “Andronovskaya” olarak adlandırılan iki kültür, bu bölgeye karşı olan tutumun değişmesine neden oldu. Yaratılış tarihi olarak MOdž 2000 yılıyla tanımlanan bu kültürler, Baykal çevresi ve Sayano-Altay’la Kazakistan bölgesinin eski halklarının kültür gelişimini yansıtan tarihı̂ kanıtlar olarak ortaya çıktı. En önemlisi de bu kültürlerde Hun yansımasının okunmasıydı.

Buradan yola çıkılarak Hun halkının yayılma alanı ve kültür seviyesini ölçme imkânları doğmuş olup, tarihin bilgi bulamadığı Hun dönemlerine ilişkin kanıtlar bulunmuş oldu. Güney Sibirya’daki kültürlerin asıl yaratıcısı, ciddi tarihı̂ kanıtlarla desteklenerek kesin olarak belirlenememiştir. Çünkübu bölge, farklı halk gruplarından oluşan kalabalık bir nüfusu barındırmaktaydı. Dönemin tarihçileri, “Andronovskaya” kültürünün yaratıcılarının uzak akrabaları olarak “Evenk boyları”nı göstermişler, “Glazkovskaya”yı ise hiçbir halka bağlamadan doğu tarafında yaşayan halkların ortak kültürü olarak tanımlamışlardır. Son dönemlerde bu konuda yazıp çizenler çoğalmış, birçok halk bu kültürün sahipliğine soyunmuştur.

Fakat iddialar için yeterince kanıt bulunamadığından, bilimsel ciddiyeti içermeyen yazılar, halkların hamaset duygularına seslenen propaganda ürünleri olmaktan öteye gidememiştir. “Glazkovskaya” (güney taraf) ve “Andronovskaya” (batı taraf) birbirine benzer de olsa farklılıkları açıkça gözlenen iki kültürdür. Bu yüzden bunlara Sibirya kültürüdiyerek ikisini de aynı kategoriye sokmak doğru değildir. Bunun özellikle vurgulanmasını gerektiren, söylendiği gibi, bazı “yeni tarihî” eserlerin yanıltıcı bilgileridir. “Glazkovskaya” kültürünün sınırları Güney Sibirya’nın doğu tarafındadır ve Baykal çevresinde yaşamış halkları kapsamaktadır. “Andronovskaya” kültürü ise batı yönünde uzanmakta ve Sayano-Altay-Kazakistan-Don bölgelerini kapsamaktadır. Tarih, Baykal çevresi halklarının kültürünü, Amur başı, Çin Seddi çevresi, Mançurya ve Ordos halklarının kültürüyle bağdaştırmaktadır.

Milattan önceki zamanlarda toprak kazanma ve kendini kanıtlama hareketiyle sürüklenen halk kısımları, yayıldıkları alanlara ana kültürlerini de götürmüşlerdir. Çünkü MOdž 6-5. yüzyıllarda batıya doğru “küçük göç” olarak adlandırılan bir göç dalgasının gerçekleştiği bilinmektedir. Bu kültürlerle, başta sözü edilen “balıkçı” ve “avcı” “Neolit” kültürü arasında birçok benzerlik bulunması da bu fikri desteklemektedir. “Glazkovskaya” kültürünün yaratıcılarıyla Hun halkının MOdž 1. binyılda karıştıkları, kazılarda bulunan Hun kültürüne ait verilerle ispatlanmıştır.

Fakal Hunlar, bu kültürde bir yansıma ve arka planda kalmış bir unsur olarak gözükmektedir. Bu durum, bu kültürü temelden etkilemeyen Hunların başka tarafa yöneldikleri gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu yön de, “Andronovskaya” kültürünün araştırılması sonucu ortaya çıkmıştır. 20. yüzyıl tarihi, bu kültürü şöyle açıklamakta: “Andronovskaya kültürü, MOdž 1700-1200 arasında, Güney Sibirya ve Kazakistan, hatta Ural’a kadar uzanmaktaydı. Yaratıcıları beyaz insan tipini temsil ediyorlardı ve MOdž 18. yüzyılda Minusinsk havzasını ele geçirip, Yenisey kıyılarındaki Glazkovskaya kültürünün yaratıcısı halklarla karşılaşmışlardı. Andronovskaya kültürünün yaratıcıları, tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlar ve bronz işlemesini de biliyorlardı; mezarlarında mükemmel işlenmiş tabaklar bulunmuştur.

Bu kültürün benzer örnekleri Don nehri kıyıları ve çevre ovalarında, hatta Niyjnevodsk bölgesinde de bulunmaktadır.” Böylece Avrupa tipi insanın yarattığı “Andronovskaya” kültüründe de, verilen yer isimlerine göre Hun veya Hun soyluların yansıması bilinmektedir. Mezarlardaki kafatasları da dar yüz kemikli insanlara aittir. “Glazkovskaya” ve “Andronovskaya” kültürleri Hun yansımasını taşısalar da (Andronovskaya etkilenmiş denilebilir), hâlâ tamamıyla Hun özel kültürünü yansıtmamaktadırlar. Bu durum MOdž 1800-1300 yılları arasında Hun halkının kültürel özelleşmesinin sürdüğünü ve tamamen oturmuş olmadığını göstermektedir. Içǚ Asya’da, önce savaş sonra barış, peşinden birleşme ve kaynaşma yoluyla ilerleyen halklar arası ilişkiler, birçok kültürün yakınlaşmasını ve birbirinden etkilenmesini sağladığı için, ancak çok gelişmiş, üstün kültürler baskın hale gelerek yönlendirici etki yapabilmişlerdir.

Hun kültürel izlerinin her kültürde okunması ise, bu kültürün kendine özgü ve başkalarını yönlendirebilecek kadar gelişmiş olduğunun göstergesidir. Arkeolojik bulgular da bu görüşü kanıtlamıştır. “Andronovskaya” kültürünün beyaz insanlarca yaratılması ve MOdž 1800-1300 yılları arasında batı yönüne doğru genişlemesi, “Ordos”, “Çin Seddi”, “Mançurya” gibi Asya halklarının kültürleriyle benzerlikler taşıması; “Sarıbaş” olarak adlandırılan eski Asya halklarının bazı kısımlarının, Gobi Çölü geçilmeden önce o topraklara ulaştığı ϐikrini desteklemektedir.

O zaman, MOdž 1200’de çölü geçmenin ölüm kalım meselesi olduğunu bilen Hunların çölü geçebilecek hayvan türünü yetiştirerek ve doğru yönü bularak Sibirya’ya nasıl ulaştıkları açıklık kazanmaktadır. Halkın hafızasında gidenler hakkında bilgi vardı ve belki de MÖ 1200’de güçlenmiş ve devlet kurmuş Hunlar, kan akrabalarının peşinden gitmiş olabilirler. Sibirya’nın Hunlar tarafından açılmasını “yeni meralar arama” olarak değerlendirmek biraz safça bir tutum gibi görünmektedir.

Çevre halklara otoritesini kabul ettirmiş başarılı bir halk, neden “meralar aramak” için böyle tehlikeli bir yola çıksın? Tabii ki her iki görüş de kanıtlanamamıştır. Ancak, Hunların daha önceki (MOdž 3. binyılın sonu, 2. binyılın başı) dönemlerde Sibirya’ya ulaşmış olmaları ihtimali, kazılardaki bulgular da dikkate alınırsa olumlu gözükmektedir. O dönemlerde “Sarıbaşlar” hâlâdevlet oluşumundan uzak, soy toplulukları halinde yaşayan bir halktı. Bu nedenle kalabalık halkın içinden kopmalar mutlaka olmuştur. Yine de eski zamanlara ait bilgileri yorumlamak oldukça zor, çünkü özel yorum bazen gerçeklerden uzaklaştırabilir. Bu nedenle bu görüşü bir tez olarak tarihçilere bırakıp, sözü, Hun soylularca yaratıldığı bilinen “Afanasyevskaya” kültürüne getirelim.

Güncelleme: 5 Haziran 2020 — 09:47
Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments