Şirket Değerleme

Sevgili seed stage girişimciler; üzgünüm ama su aşamada şirketinizin pre money (yatırım öncesi) değeri ‘SIFIR’. Zero. Null. Nil. Nada. Birisi yatırım yapınca (yaparsa) ortaya çıkacak fiyat ise şu anda sahip olduğunuz şey için değil, gelecekte dönüşebileceğinizden şey için olacak!

Söyle düşünün. Yatırım yapılmamış haliyle bugünkü şirketinizi ‘satmaya’ çalışın. Nesini satacaksınız? Fikrinizi mi? Aldığınız bilgisayarları ya da masaları mi? Hasbelkader çalışan yazılımı mı? Denklemden ‘hayallerinizi’ çıkarttığınızda elde avucunuzda satacak pek bir şey kalmaz.

O yüzden yatırımcılarla şirketinizin su aşamada kaç milyon dolar olduğuna dair pazarlığa girmeyin. Anlamı yok çünkü! Tartışmanız/ispatlamanız gereken işinizin ‘olasılığı yüksek’ bir pozitif geleceğinin olup olmadığı. Yani yatırımın dönüş potansiyeli.

Eğer böyle bir gelecek varsa, bugün şirketinizin kaç para ettiğinin zerre kadar önemi de yok zaten. Sevgili seed stage yatırımcıları; bu sizin için de geçerli. Bu aşamada firmalara fiyat biçmeye çalışmak kadar saçma bir şey yok! Bu seviyede bütün şirketlerin değeri aynı: SIFIR!

Önemli olan konuştuğunuz ekibin çok başarılı bir gelecek vaadi, bunu gerçekleştirmeye yetecek ‘başlangıç ürünü’, yetkin ve yetenekli bir ekibi, içine girdiği doğru bir pazar formasyonu olup olmadığıdır. Eğer bunlar varsa, bu yatırım riski alınmaya değerdir!

Hem girişimci hem de yatırımcıların sorması gereken 2 temel soru şu: a) Bu işi bir sonraki adıma götürecek para ne kadar? (Bir sonraki adım, kendisinden sonraki adıma gidebilme potansiyeline ulaşma noktasıdır) b) Ben bu para karşılığında ne kadar hisse verebilirim/alabilirim?

Her işin değeri sıfır olsa da ihtiyaçları farklıdır. Örneğin bir işin bir sonraki adıma giderken sadece yazılım (ve insan kaynağı) ihtiyacı varken, diğer birinin hammadde ya da ekipman alması gerekebilir. O yüzden biri 3 birim kaynak istiyorsa öbürü 7 birime ihtiyaç duyabilir.

Yıllar sonraki ödülden bağımsız olarak ihtiyaç bugünün ihtiyacıdır. Değerleme ile alakası yoktur. Ne kadar kazandıracağıyla da. 1 ve 0’dır. İhtiyaç duyulan kaynak varsa iş olur, olmazsa olmaz. İhtiyacı girişimci fazla görmüş olabilir, yatırımcı küçümsemiş olabilir.

Önemli olan masanın etrafındaki “akıllı/tecrübeli/vizyoner insanların” bir ortak hesaplamada anlaşabilmesidir. Şirketin ne kadar paraya ihtiyacı olduğunu belirledikten sonraki hisse konusu herkesin kendi karar vermesi gereken bir konudur. Diğerine uyar ya da uymaz.

Herkes kendi gelecek öngörüsüne göre pozisyon almak ister. Yatırımcı portföyünün getiri beklentisine göre belli bir oran altında almak, girişimci de belli bir hisse üzerinde vererek, sonraki turlarda daha da sıkışmak istemeyebilir. Bu öngörüler yakınlaştıkça, anlaşmak kolaylaşır.

Bence tohum aşamasında herkes için en sağlıklısı %5-%15 bandındaki ticarettir. Sığ ekosistemlerde %5’leri görmek hayal olsa da işin türü, girişimcilerin kalitesi, daha sonra ihtiyaç duyulacak kaynak, konulan para, ilgi duyan yatırımcı sayısı vs.’ya bağlı aralarda oynayacaktır.

Sevgili girişimciler; eğer yatırımcı size gerçekten çok değer katacak, tecrübesi ve ağıyla her şeyden önce zaman kazandıracak, sonraki turlarda para koyup başkalarını da getirebilecek biriyse üçe beşe takılmayın. An itibariyle sıfırı bölüyorsunuz, o yatırımla “>0” olacaksınız.

Sevgili yatırımcılar; gerçekten potansiyeli olan bir girişime bu aşamada “pahalı” diyerek bir yatırımı kaybetmeyin. Bugün % birkaç fazla alamadığınız için elediğiniz o girişim iyi bir exit yaparken ağlarsınız. Kurallarınız olsun, ama fiyat son değerlendirme kriteriniz olsun.

Değerleme değil, ihtiyaca odaklanın, ihtiyaç hesabı hakkında detay için şu yazıya bir göz atın. https://t.co/UqEOJmjR5u

Güncelleme: 11 Ocak 2020 — 16:01
avatar
  Abone ol  
Bildir